Kökenleri tarih öncesine dayanan ve 125 yıl önce kuşağının tükendiği ilan edilen efsanevi Takahe kuşları, ihtimamlı bir çalışma ve bira da tesadüf sayesinde tabiata geri dönüyor.

Antik çağlardan beri var olduğuna inanılan Yeni Zelanda’nın tarih öncesi Takahe kuşları, muhafaza açısından bir muvaffakiyet hikayesi haline geldi. 1898’de kuşağının tükendiği ilan edilen kuşlar sürpriz bir şekilde yeniden görülmeye başlanmış ve müdafaa altına alınmıştı. Ve bu kuşların sayısı, Yeni Zelanda’nın Güney Adası’ndaki Whakatipu Waimāori Vadisi’nde yakın zamanda 18 Takahe kuşunun daha serbest bırakılmasıyla artmaya başladı.
Avrupalı yerleşimciler tarafından kedilerin, gelinciklerin ve sıçanların bölgeye getirilmesinden sonra Yeni Zelanda’daki Takahe kuşlarının sayısı büyük ölçüde azaldı. Fakat 1948’de, Takahe’nin jenerasyonunun tükendiğinin ilan edilmesinden tam 50 yıl sonra, çevreciler küçük bir kuş popülasyonu keşfettiler. Bu popülasyon kullanılarak nüfusu yeniden artırma eforları başladı.
Başlangıçta araştırmacılar ve muhafazacılar Takahe yumurtalarını toplamaya ve titiz bir şekilde kuluçkaya yatırmaya odaklandılar. Bu, yumurtaları yırtıcı hayvanlardan korumak gayesiyle yapıldı ve yumurtadan çıktıklarında, Takahe kuşlarının sahip olduğu eşsiz kırmızı gagalara benzeyen çorap kuklaları giyen sorumlular tarafından çok titiz bir şekilde beslendi ve bakıldı.
Bu adımlar Yeni Zelanda’daki Takahe kuşlarının popülasyonunun artmasına yardımcı olmada çok çok önemli bir rol oynadı. Günümüzde kuşların nüfusu neredeyse 500’e ulaştı ve muhafaza uzmanları hala bölgede bulunan kuş sayısını artırmak için çalışıyor. Ayrıyeten, gelincikler ve yabani kediler için kurulan tuzaklar da dahil olmak üzere bölgedeki yırtıcı hayvanları azaltmak için proaktif adımlar attılar.
Korumacılar, bölgedeki Takahe nüfusunun artması ve korunması için avcı nüfusunun denetim edilmesinin çok çok önemli olduğunu vurguluyor. Muhafazacılar, Ekim ayında 7 ve önümüzdeki yılın başlarında 10 kuşu daha serbest bırakmayı planlıyor.
Bu gayretin ne kadar başarılı olacağı büyük ölçüde korumacıların titiz ve ihtimamlı kalmasına bağlı. Bir vakitler jenerasyonu tükenmiş olan bu cinse yönelik on yıllardır süren özverili çalışmalar, muhafaza uğraşlarının ne kadar başarılı olabileceğini göstermesi açısından da epeyce önemli.