Duyduğunuz eski bir müzik, anısı olan bir müzik yahut tanıdık bir ses… Sizi geçmişinize götürmek için kâfi de artar bile. Beynimiz, güya müzikle tüm anıları birleştirerek anılarımızla bir klip çekiyor.

Çoğu zaman eziyet hissettiren bu his, her insanın başına gelen en olağan olaylardan birisi. Zira müzik ve anılar, birbirleriyle kodlanmış durumda.
Pekineden yıllardır hiç dinlemediğimiz şarkıyı bile bir anda duyunca, çok eskileri dün gibi hatırlarız?
Müzik, hayatımızın ayrılmaz bir modülü olduğu için her bir melodi, hafızamızda bir iz bırakıyor.
Müziğin anıları canlandıran bu anımsatıcı gücü, aslında insanlık tarihi kadar eski. Uzmanlar, Homeros’un destanlarının jenerasyondan nesle geçişinin müzikle ne derece bağlantılı olduğunu vurguluyor. Yazılı hâle gelmeden önce bu destanlar, müzik olarak söyleniyor ve anlatım geleneği hafızaya bağlanıyordu.
Beyinde hipokampüs ve ön korteks isimli bölgeler, hafıza depolama kısımlarıdır. Buraya atılan bilgiler, kısa ve uzun belleğe alınıyor. Kısa belleğe alınan bilgiler çabuk unutulurken, uzun belleğe atılanlar, bizimle kalıyor. Müzikle öğrendiğimiz bilgiler, tecrübeler de uzun belleğe atıldığı için müzikle hafızamıza kodlanmış oluyor.
Ders çalışırken müzik dinlemek, bu yüzden oldukça tesirli bir metot.
Ancak hafıza çeşitlerinde de farklılıklar oluyor.

Mesela birtakım müzikleri duyunca sözlerini hatırlayamasak bile anılar, dün benzeri bize eşlik eder. Kimi insan da sözleri hatırlar, ama anılar aklında tam olarak kalmaz. İşte burada, hafıza cinslerinin farklılıklarından söz edebiliriz. Aleni hafıza, şuurlu olarak hatırlanan anılarımızı kapsarken; dolaylı hafıza, daha derin ve duygusal bir bağa sahip.
Dolayısıyla, müzikle uyarılan anılar ekseriyetle güçlü duygusal tecrübelerle temaslı. Gençlik devrimizde dinlediğimiz müzikler, bu anıları yeniden canlandırma potansiyeline sahip; bu duruma da psikologlar “anımsama bombesi” diyor. Zira o periyotlar, bağımsızlık kazanarak her şeyi ilk defa deneyimlediğimiz vakitlerdi.
Müziğin sosyal istikametini de atlamamak gerek.
Müzik, ekseriyetle arkadaşlarla birlikte tecrübelenir, paylaşılır ve bu anılar grup dinamikleri içinde şekillenir. Bilhassa travma geçirmiş bireyler için müzik, kaybettikleri anıları yeniden canlandırmada bir köprü fonksiyonu görebilir. Demans hastaları bile, gençlik yıllarına dair anılarını müzik eşliğinde hatırlama fırsatı bulabilir.
Campen ayrıyeten müziğin depresyon tedavisindeki potansiyeline de dikkat çekiyor. Müziğin birtakım yaraların güzelleşmesine yardımcı olabileceği düşünülüyor. Melodiler, ruh halimizi etkileyebilir; birtakım müzikler mutlu anılarımızı tetiklerken, kimileri hüzünlü anılarla ilişkilidir. Sonuç olarak, müzik, yalnızca bir cümbüş aracı değil; hislerimizi anlamamıza ve geçmişle irtibat kurmamıza yardımcı olan güçlü bir araçtır.
İşte bu nedenle, bir melodi duyduğumuzda içimizi saran o nostaljik his, sadece bir anının hatırlanması değil; benzeyenzamanda hayatımızın çok önemli anlarına köprü kuran bir tecrübedir. Müziğin büyüsü, hafızamızın derinliklerine açılan kapıları aralamakta, geçmişimizle yeniden buluşmamıza imkan tanımaktadır.