Havuzda, denizde yahut duşta… Kulağımızın içine su kaçması, âdeta kâbus gibi! Üstelik suyun nereye kaçtığını da bulamıyor, çıkarmak için kırk takla atıyoruz.

Gerçekten de bu su, kulağın neresine gidiyor da çıkartmak bu kadar zaman alıyor?
Aslında sorun suda değil, kulağınızda olabilir.
Kulağa kaçan su, ekseriyetle dış kulak yoluna giriyor.

Dış kulak yolu, kulak kepçesi ile kulak zarı arasında bulunan bir tüp şeklinde bir bölgedir. Kulak zarına kadar ulaşan bu su, bazen bu bölgede birikir ve dışarı çıkmakta zorlanabilir. Bunun nedeni de kulak kanalının yapısı.
Öyleyse su neden dışarı çıkmakta bu kadar zorlanıyor?
İşte burada kulak yolumuzun formu devreye giriyor.

Kulak kanalı, zannettiğimiz gibi düz bir yapı değil; tıpkı bir “S” harfinekıvrımlara sahip. Bu kıvrımlar, suyun kulak içinde birikmesine neden oluyor. Suyun bu kıvrımları geçip tamamen dışarı çıkması da zor oluyor.
Ayrıca su, kulak zarına kadar ulaşabilse de kulak zarı, suyun iç kulağa gitmesini pürüzler. Su burada birikirse, dışarı çıkmak için gereğince kolay bir yol bulamaz.
Yüzey tansiyonunu de hesaba katmamız gerek.

Su, yüzey tansiyonundan ötürü kulak yolunun iç yüzeyine yapışabilir. Bu da suyun orada kalmasına ve yer çekiminin tesiriyle derhal dışarı çıkmamasına neden oluyor. Ayrıyeten kulakta bulunan ve serumen ismi verilen doğal esirgeyici kulak kiri, suyun çıkmasını zorlaştıran etmenlerden birisi.
Suyu dışarı çıkaramazsak ne olur?
Eğer su, kulağımızda uzun süre kalırsa, nemli bir ortam oluşturur. Bu da bilhassa sıkça suya maruz kalan bireylerde yüzücü kulağı olarak bilinen bir enfeksiyona yol açar. Bundan Ötürü suyu dışarı çıkarabilmek için başı yana eğmek, zıplamak yahut ufak hareketler tesirli olacaktır.
İlginizi çekebilir: