Güney Atlantik’te ortaya çıkan ve üç kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Hantavirüs, aşı çalışmalarını hızlandırdı. Bilim insanları laboratuvar ortamında bağışıklık yanıtı almayı başarsa da finansal eksiklikler ve onay süreçleri aşının piyasaya çıkışını geciktirebilir.

Modern tıbbın ve bilimin odağı, uzak denizlerdeki lüks bir seyahat gemisinde yaşanan trajik ölümlerin ardından yeniden tehlikeli bir virüse yönelmiş durumda. Hantavirüs kaynaklı vakalar, sadece sağlık sistemlerini değil, aşı geliştirme süreçlerindeki finansal ve bürokratik engelleri de tartışmaya açtı.
Bath Üniversitesi bünyesinde yürütülen çalışmalar, laboratuvar ve hayvan deneylerinde umut verici sonuçlar verse de uzmanların ortak bir endişesi var: Bu aşının raflara inmesi, bilimsel başarıdan ziyade ekonomik kararlara bağlı. Araştırmacılar, kemirgenlerden insanlara geçen bu ölümcül virüse karşı “mükemmel” bir bağışıklık yanıtı almayı başardılar. Yeni formül, vücuda virüsü etkisiz hale getirecek proteinleri üretmeyi öğreterek koruma sağlıyor. Fakat virologlar, mevcut tıbbi ilerlemenin gerçek hayata geçmesi için yıllar sürebilecek bir onay maratonu gerektiğine işaret etti. Özellikle nadir görülen hastalıklar için gereken devasa bütçeler, projenin önündeki en büyük bariyer. Bir kayayı yokuş yukarı itmeye benzetilen bu süreç, ticari getirisi düşük görülen aşıların geliştirilmesini yavaşlatıyor.
Uzak adada süren yaşam mücadelesi
Dünya Sağlık Örgütü, kuluçka süresi 42 güne kadar çıkabilen virüs için alarma geçti. Son vakalarla birlikte, gemi seyahatiyle bağlantılı olan üçüncü bir İngiliz vatandaşında da hastalık şüphesi belirdi. Güney Atlantik’te izole bir noktada tedavi gören bu hastanın yanı sıra, doğrulanmış vaka sayısı beşe yükseldi. Sekiz şüpheli vaka üzerindeki incelemeler titizlikle devam ederken, virüsün coğrafi olarak dağınık seyretmesi küresel ilaç devlerinin yatırım iştahını kabartmıyor.
Pandemi döneminde hayatımıza giren mRNA yöntemi, Hantavirüs aşısı için de temel yapı taşını oluşturuyor. Ancak Covid-19 kadar yaygın bir tehdit algısı oluşmadığı için süreç oldukça yavaş. Onay alındığı takdirde, tam koruma için en az üç doz uygulama gerekecek. Aşı, öncelikle riskli bölgelere giden yolculara, doğa çalışanlarına ve askeri personellere yapılacak.
Bilim dünyası teknik olarak yolu yarılamış olsa da aşının kullanılabilir hale gelmesi için küresel bir finansman desteği şart.