Yapay zeka yardımıyla geliştirilen evrensel aşı platformu, virüslerin gelecekte geçirebileceği tüm mutasyonlara karşı tek seferde duvar örmeyi amaçlıyor. Tıp dünyasındaki bitmek bilmeyen varyant kovalama döngüsü bu yöntemle tamamen tarihe karışabilir.

Sürekli kabuk değiştiren, yani mutasyona uğrayan virüslerin arkasından koşmak, tıp dünyasının en büyük yorulma sebeplerinden biri. Her kış döneminden önce aşıların yeni varyantlara göre baştan aşağı yenilenmesi, tıpkı siber güvenlik yazılımlarının durmaksızın güncellenmesine benziyor.
Bilim insanları, Alpha’dan Omicron’a kadar uzanan küresel salgın dalgalarının ardından bu sonsuz kovalamacayı bitirecek kalıcı bir çözümün peşine düşmüş durumda. Çözümün anahtarı ise virüslerin kolay kolay değiştiremediği ortak genetik bölgeleri hedef alan evrensel aşılarda saklı. Yapay zekanın tüm gücüyle desteklediği yeni bir araştırma, iğnesiz ve geleceğe meydan okuyan bir platformla bu hedef doğrultusunda dev bir adım attı.
Geleneksel aşı yöntemlerinde bağışıklık süresi genellikle 6 ila 12 ay gibi kısa bir zaman diliminde kayboluyor. Mount Sinai Icahn Tıp Fakültesinden Profesör Florian Krammer, tıpkı çocuklukta yapılan ve ömür boyu koruma sağlayan kızamık-kabakulak-kızamıkçık (MMR) aşısı gibi mutasyonlardan etkilenmeyen bir sistem kurmayı amaçladıklarını belirtti. Uluslararası bir araştırma ekibi de bu doğrultuda SARS-CoV-2 dahil geniş koronavirüs ailesine karşı bilgisayar ortamında tasarlanmış yeni nesil bir evrensel aşı geliştirdi. Çalışmanın liderliğini üstlenen Profesör Saul Faust, bu yeni metodun sadece mevcut varyantlara karşı değil, henüz insanlara sıçramamış ama gelecekte risk oluşturabilecek akraba virüslere karşı da tam koruma sağladığını vurguluyor.
Laboratuvarlardan gelen devasa genetik veri havuzunu makine öğrenimi algoritmalarıyla tarayan ekip, koronavirüs ailesinin tüm üyelerinde ortak olan kırılma noktalarını yapay zeka yardımıyla tespit etti. Bu süreçte virüsün mutasyonlarda bile asla değişmeyen noktaları belirlenerek yapay bir “süper antijen” tasarlandı. Bu sayede insan bağışıklık sistemi, virüsün dış görünüşü ne kadar farklılaşırsa farklılaşsın, onu çekirdeğindeki ortak özellikten tanıyıp yok etmeyi öğreniyor. Böylece tıp dünyasının, kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan bir köpek gibi sürekli yeni varyantları kovalama döngüsü sona erebilir.
İğnesiz teknolojiyle ilk insanlı denemeler
Journal of Infection dergisinde yayınlanan ilk klinik denemelerde, yaşları 18 ile 50 arasında değişen 39 gönüllü üzerinde bu yapay zeka tasarımı süper antijen test edildi. Sistemin en dikkat çekici yanlarından birini uygulama yöntemi. Bilim insanları, aşı fobisi olanları rahatlatacak bir kararla iğne kullanmak yerine, mikro-akışkan bir sıvı jeti vasıtasıyla DNA aşısını doğrudan cilde zerk eden modern bir teknoloji tercih etti. 2021 ile 2023 yılları arasında, yani Omicron varyantının zirve yaptığı dönemde yürütülen testlerde, aşının katılımcılar tarafından son derece iyi tolere edildiği ve ciddi bir yan etki göstermediği anlaşıldı.
İnsanlar üzerindeki ilk sonuçlar, katılımcıların geçmişteki enfeksiyon geçmişlerinin farklı olması nedeniyle karmaşık veriler sundu. Ayrıca günümüzde popüler olan mRNA aşılarına kıyasla, bu projede kullanılan DNA tabanlı aşıların insan vücudunda biraz daha zayıf bir bağışıklık yanıtı tetiklediği görüldü.
Ancak uzmanlar, elde edilen bulguların aşının temel mantığını ve tasarım konseptini tamamen doğruladığını, platformun bir sonraki aşama için optimize edilmesinde kılavuzluk edeceğini belirtiyor. Influenza veya koronavirüs gibi salgın potansiyeli yüksek canlılar dünyaya yayılmadan önce bu tarz evrensel savunma mekanizmalarını hazır etmek; gelecekte milyonlarca hayatı kurtarmanın, küresel kapanmaların ve ekonomik buhranların önüne geçmenin en kesin anahtarı olabilir.