NASA'nın yeni lideri Jared Isaacman, 2006 yılında cüce gezegen sınıfına düşürülen Plüton'un statüsünü geri kazanması için harekete geçtiklerini duyurdu. Senato önünde konuşan Isaacman, kaşif Clyde Tombaugh'un mirasını korumak adına bilim camiasında büyük bir tartışma başlatmaya hazırlanıyor.
On yıllardır "cüce gezegen" sınıfında yer alan Plüton, küçük bir uzay meraklısının NASA’ya yazdığı duygusal mektupla yeniden manşetlerde. NASA yöneticisinin "konuyu inceliyoruz" cevabı, güneş sisteminin en uzak üyesi için yürütülen tartışmaları ve bilimsel kriterleri tekrar gündeme taşıdı.
Uzayın derinliklerinde keşfedilen TOI-5205 b, hem boyutuyla hem de kimyasıyla bilim dünyasını şaşkına çevirdi. Küçük bir yıldızın etrafında devasa bir kütleyle dönen bu gaz devi, atmosferindeki gizemli metal oranıyla bugüne kadar bilinen tüm oluşum teorilerini bir kenara itiyor.
Yıllardır jeolojik olarak sessiz olduğu düşünülen Mars'tan çarpıcı haberler var. Yüzeyin 1.200 kilometre altında yükselen devasa magma sütunları, gezegenin dönüş hızını bile değiştirmeye başladı. Peki bu durum, uyuyan dev yanardağların yeniden faaliyete geçeceği anlamına mı geliyor?
Yıllardır "cüce gezegen" olarak anılan Plüton için iade-i itibar sesleri yükseliyor. NASA’nın yeni yönetimiyle birlikte gündeme gelen "yörünge temizliği" tartışması, sadece Plüton’u değil tüm gezegen tanımlarını sarsabilir.
Gökbilimciler 2 bin 600 ışık yılı uzaklıkta sıra dışı bir keşfe imza attı. Satürn kadar büyük ama bir tüy kadar hafif olan Kepler-51d alışılagelmiş tüm teorileri altüst ederken, James Webb Teleskobu bile bu dev kütlenin arkasındaki gizemi çözmekte yetersiz kalıyor.
Gökbilimciler 35 ışık yılı uzakta, bugüne kadar rastlanmamış türden bir gezegen keşfetti. Ne gaz ne de su; binlerce kilometre derinliğinde magma okyanuslarıyla kaplı bu "kükürt dünyası", atmosferindeki ölümcül sera etkisiyle bilim dünyasında tüm teorileri baştan yazdırıyor.
Gökyüzüne baktığımızda gezegenlerin rastgele dağılmak yerine hayali bir çizgi üzerinde dizildiğini görürüz. Newton’dan modern astrofizikçilere kadar herkesin peşine düştüğü bu sorunun cevabı, bizi pizza hamuru açan bir aşçıdan buz patencilerine kadar uzanan ilginç bir fizik yasasına götürüyor.
Gökbilimciler, HD 137010 yıldızının yörüngesinde Dünya'ya şaşırtıcı derecede benzeyen bir gezegen adayı tespit etti. Yörünge süresi ve boyutuyla kendi gezegenimizi andıran bu dünya, güneş ışığının sadece üçte birini alıyor. Ancak kalın bir atmosferin yaşamı mümkün kılıp kılmadığı merak konusu.
Bilimin en sadık ve tepkisiz elementi olarak bilinen altın, yeni bir çalışmada herkesi şaşırttı. Muazzam basınç altında karakter değiştiren altın, hidrojenle imkansız denilen bir bağ kurdu. Bu keşif, Jüpiter gibi devlerin iç yapısına dair tüm bildiklerimizi sarsıyor.
1930 yılında keşfedilen Plüton, kendi takvimine göre henüz bir yaşını bile bitirmedi. Güneş etrafındaki ilk tam turunu ancak 2178 yılında tamamlayacak olan bu buzlu dünya, kutlama yapamadan gezegenlik unvanını kaybetti. İşte Plüton'un hüzünlü ve merak uyandıran öyküsü.