Dünya'ya yakın asteroitlerden milyarlarca ışık yılı uzaktaki kara deliklere kadar yaklaşık 4 milyar gök cismini kapsayan dev çalışma internet üzerinden erişime açıldı. 13 yıllık gözlemler, evrenin genişleme geçmişi ve karanlık enerji hakkında dikkat çekici veriler sunuyor.
Okul duvarlarında gördüğümüz dünya haritalarının devasa bir ölçek hatası barındırdığı doğrulandı. Kıtaların gerçek büyüklüklerini gizleyen o meşhur çizim sistemine karşı başlatılan tarihi hamle, bildiğimiz coğrafya algısını kökünden değiştirmeye hazırlanıyor.
Square Enix, Final Fantasy 7 Remake üçlemesinin son oyununu tanıttı. Highwind, yeni ekipman sistemi ve oynanış detaylarıyla final bölümünün 2027 ilkbaharında çıkacağı açıklandı.
Bilim dünyasının yıllardır tamamen buharlaşıp yok olduğunu düşündüğü mikroskobik kara deliklerin ömrü hakkında şaşırtıcı bir gerçek ortaya çıktı. Fizikçilerin geliştirdiği yeni matematiksel modelleme, bu antik yapıların evrenden bile daha uzun süre hayatta kalabileceğini gösteriyor.
İngiltere ve Galler kıyılarında hüküm süren Praearcturus gigas isimli dev canlının sırrı çözüldü. Bilim insanları, günümüz küçük akreplerinin aksine bu devasa canlının kurbanlarını etkisiz hale getirmek için zehir yerine saf fiziksel gücünü kullandığını saptadı.
Eski CD Projekt Red çalışanları tarafından geliştirilen, bu yıl Türkçe dil desteğiyle gelecek olan The Blood of Dawnwalker'a dair bilinen tüm detayları sizler için bir araya getirdik.
Markarian 501 galaksisinin kalbindeki büyük gizem çözüldü. Onlarca yıldır tek bir enerji kaynağı sanılan yapının, aslında birleşmek üzere olan iki dev kara delik olduğu anlaşıldı. 100 yıldan az bir süresi kalan bu kozmik çarpışma, evrenin en şiddetli olayına sahne olacak.
Yarım asır önce dalga geçilen teori artık ana akım bilimin merkezinde. Araştırmacılar, evrenin tıpkı bir kara delik gibi döndüğünü ve her kara deliğin yeni bir evrene kapı açtığını iddia ediyor. Peki o zaman biz başka bir evrende ölen bir yıldızın kalbinde mi genişliyoruz?
Suyun soğudukça genişlemesi ve buzun yüzeyde kalması gibi bildiğimiz tüm fizik kurallarına meydan okuyan davranışları, nihayet bilimsel bir temele oturdu. Stockholm Üniversitesi'nden araştırmacılar, X-ışını lazerleri kullanarak suyun moleküler düzeydeki "çift karakterli" yapısını kanıtladı.