Gün yüzüne çıkarılan devasa "iskelet binalarının" sırrı, küçük hayvan kemiklerinde saklıymış. Buzul Çağı'nın en amansız döneminde hayatta kalmak için kurulan bu stratejik barınaklar, modern insanın sandığından çok daha karmaşık bir planın parçası olabilir.
Arkeologlar, antik insan kalıntılarını incelerken genellikle kemik ölçümleri ve pelvis yapısına bakarak cinsiyet tahmini yapıyor. Ancak Pompeii ve Viking mezarı gibi örnekler, %90'a varan doğruluk oranına rağmen kemiklerin yanıltıcı olabileceğini gösteriyor.
Binlerce yıllık kalıntılarda hamilelik tespiti yapmak bugüne kadar neredeyse bir hayaldi. Ancak yeni bir araştırma, bu alanda çığır açarak arkeolojinin bu imkansızını mümkün hale getiriyor.
Yeni doğan bebeklerdeki kemiklerin sayısı, yetişkinlere kıyasla oldukça fazla. Peki ama bu farkın sebebi ne? Başka bir deyişle, o kadar kemik insanlar büyüdükçe nereye gidiyor?
NASA'nın yeni araştırmaları, astronotların uzun uzay seyahatlerinde maruz kaldığı kas ve kemik kaybının düzeneklerini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Farelerin yardımıyla ulaşılan çok önemli bulgular, aynı vakitte şaşırtan sonuçları da ortaya koyuyor.
İnsanlar kendi seslerini bir kayıt üzerinden dinlediğinde, neden çok nahoş buluyor? Pekisesiniz nitekim bu kadar kötü mü, yoksa sorun öteki bir yerde mi bilinmeyen?
İnsan bedeninde bulunan toplam 206 kemikten, hangisinin en büyük ve hangisinin en küçük kemik olduğunu hiç merak ettiniz mi? Şimdiden söyleyelim, karşılıklar tahmin ettiğiniz aynıi olmayabilir!