enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,1846
EURO
52,9954
ALTIN
6.703,28
BIST
14.442,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
13°C
İstanbul
13°C
Çok Bulutlu
Pazar Hafif Yağmurlu
12°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
14°C
Salı Az Bulutlu
16°C
Çarşamba Açık
19°C

100 Yaşına Geldiğinizde Bu Adam Sağlıklı Olmak İstiyorsanız Yapmanız Gereken Şey Kolay: Günlük Tutmak

Tahminen de çoğumuzun çocukluk yıllarından beri duyduğu fakat pek ciddiye almadığı bu alışkanlık, aslında hafızayı güçlendirmekten duygusal rahatlamaya kadar pek çok avantaja sahip.

100 Yaşına Geldiğinizde Bu Adam Sağlıklı Olmak İstiyorsanız Yapmanız Gereken Şey Kolay: Günlük Tutmak
28.03.2024 01:40
12
A+
A-

Günlük tutma çoklukla, ergenliğin getirdiği depresifliği ve karşılıksız aşkları yazıya dökmek için kullanılan bir araç gibi algılansa da araştırmalar, günlük tutmanın beyin sağlığı üzerinde olumlu tesirlere sahip olduğunu gösteriyor.

Bunun bir örneği de 72 yıldır günlük tutan Hüseyin Aydoğan.

Hüseyin Aydoğan, tam 100 yaşında ve yıllardır her gününü deftere yazıyor.

Ordu’nun Perşembe ilçesine bağlı Boğazcık Mahallesi’nde yaşayan 4 çocuk babası ve 29 torun sahibi Aydoğan, 72 yıldır tek bir gün aksatmadan günlük tutuyor.

100 yaşındaki Hüseyin Aydoğan’ın, yaşına karşın epeyce dinç durması ve herhangi önemli bir sağlık sorunu yaşamaması da dikkat alımlı. Her gün düzenli olarak günlüğüne, gün içinde neler yaptığını, nerelere gittiğini, yaptığı işleri yazıyor. Arşivindeki yazıları okuduğunda ise gençliğini hatırladığını dile getiriyor.

Yıllar öncesini bu türlü kolay hatırlamasını ve sağlık sorununun olmamasını düzenli günlük tutmaya borçlu olabilir mi?

Nörobilimciler ve psikologlar, ferdî bilgileri bellekte saklamanın iki farklı beyin bölgesi arasında bir çatışmaya yol açtığını ve bu durumun bilişsel fonksiyonlarda azalmaya neden olduğunu belirtiyorlar.

Peki bu ziyanlı etkileri azaltmanın kolay bir yolu olduğunu söyleseydik? Bu da bilgileri bir kâğıda yazmaktan geçiyor. Hafızanın güçlenmesi üzerine yapılan araştırmalarda, Avustralya’da yaşayan ve 10 yıl boyunca izlenen 70 yaş üstü 10 bin kişinin dataları incelendi.

Bu araştırmalar; günlük tutma, mektup yazma ya da bilgisayar kullanma okuma ve yazma aktivitelerine katılanların demans geliştirme riskinin %11 daha az olduğunu ortaya koydu.

Benzer şekilde zihinsel olarak etkin aktivitelerin, demans riskini %9 oranında azalttığı gözlemlendi.

Monash Üniversitesinden bir ekip, “Yaşlı yetişkinler için ömür şeklini zenginleştirmek bilhassa çok önemli zira günlük aktivitelerde yapılan değişiklikler demansın önlenmesine yardımcı olabilir.” açıklamasında bulundu. Dünya Sağlık Örgütü, dünya genelinde yaklaşık 50 milyon demans hastası olduğunu ve her yıl yaklaşık 10 milyon yeni olayın ortaya çıktığını rapor ediyor.

2021’de yapılan bir araştırma, demans vakalarının yaşlanan nüfus nedeniyle 2050’ye kadar neredeyse üç kat artarak 153 milyonu aşacağını tahmin ediyor. Her birimiz de bu riski taşıyoruz. Pekala bundan nasıl kaçınabiliriz?

Nörobilimci David Eagleman, sır saklamanın beynimize nasıl zarar verebileceğini açıklayan çok önemli teorilerden birini ortaya koydu.

 

Eagleman, “Incognito: Beynin Zımnî Hayatı” adlı kitabında, sır saklamanın beyin için sıhhatsiz olduğunu belirtiyor. Ona göre, bir sırrı taşımakla görevli iki beyin bölgesi arasında bir çeşit “sinirsel çatışma” yaşanıyor. Bir taraf, bu bilgiyi paylaşarak içinden atmaya çalışırken diğer taraf ise onu derinlere gömmek isteyebilir. Bu çatışma sonucunda ise beyin yorulur.

Psikolog Clayton Critcher’a göre de sır tutma süreci, bir tür “öz denetim” gerektiriyor. Critcher’a göre, bu süreçler epeyce zorlayıcı ve beyin tek seferde sadece birini yönetebiliyor.

Yayımlanan bir çalışmada Critcher ve ekibi, bir sırrı saklamak için harcanan gücün diğer bilişsel vazifeleri nasıl etkilediğini inceledi.

Bu çalışma, sırlarını saklamak zorunda kalanların fiziksel olarak daha zayıf olduklarını ve gerilimli sosyal etkileşimlerde daha zor sakin kaldıklarını gösterdi. Sır saklamanın zorlukları, zihinsel ve fizikî sağlık üzerinde bariz bir tesire sahip.

Sır saklamak, kortizol gibi gerilim hormonlarının düzeylerini artırabiliyor. Araştırmalar da sır saklayan şahısların daha depresif olduğunu, bilgi saklayan insanların ise baş ağrısı, mide bulantısı ve sırt ağrısı aynıi semptomlara daha yatkın olduğunu gösteriyor.

Öyleyse ne yapacağız?

Bilgileri aklımızda tutmak, beynimiz üzerinde bir yük oluşturabiliyor ve bu yükü hafifletmenin bir yolu da Hüseyin Amca’nın yaptığı bu bilgileri kâğıda dökmekten geçiyor.

David Eagleman, kitaplarında ve yaptığı röportajlarda, sinirsel çatışmaları çözmenin bir yolu olarak sırları paylaşmanın yararlarına işaret eden birçok araştırmaya atıfta bulunuyor.

Tabii ki çoğumuz en derin sırlarımızı tanımadığımız insanlarla paylaşamayız. Tam da bu noktada günlük tutmanın ehemmiyetini tekrar hatırlayabiliriz.

Texas Üniversitesinde görev yapan Psikolog James Pennebaker’ın araştırması da bir bilgiyi yazarak dahi olsa açıklamanın sinirsel irtibatları artırarak “beynin tıkanıklıklarını açabileceğini” söylüyor.

Pennebaker’ın yaptığı çalışmalar, yazı yazmanın çeşitli yararlarını da gösteriyor.

Günlük tutan katılımcılarda gerilim düzeylerinde azalma, bağışıklık sistemi fonksiyonlarında artış ve gerilimle alakalı tabip ziyaretlerinde azalma sonuçlar gözlemlendi.

Günlük tutmak, bilişsel fonksiyonlarımızı geliştirmenin yanı sıra belleği güzelleştirir, stresli durumlarla başa çıkma yeteneğini artırabilir ve işte yapılan kusurları azaltabilir. Bu yüzden sadece “günlük” deyip geçmeyin, hafızayı güçlendirme konusundaki tesirini tartışmaya bile gerek yok.

Hüseyin Aydoğan da bu sırrı biliyor olacak ki hafızasının güçlü olmasını 1952’den bu yana günlük yazmaya borçlu. Görüntüyü izlemek isteyenler için:

Kaynaklar: Mic, NPR, Psychological Science

İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz:

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.