enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,0522
EURO
52,7141
ALTIN
6.711,05
BIST
14.594,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
17°C
İstanbul
17°C
Açık
Çarşamba Parçalı Bulutlu
19°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
12°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C

Fakirlik ve Acı: Düşük Sosyoekonomik Statüdeki İnsanlar Fizikî Acıya Karşı Daha mı Duyarsız?

Yoksulluk ve düşük sosyoekonomik statü (SES), bireylerin ömür kalitesini olumsuz yönde etkileyen çok önemli faktörlerden biri. Pekala bunun yanı sıra hayatın zorlu koşulları, onları acıya karşı daha mı duyarsız hâle getiriyor?

Fakirlik ve Acı: Düşük Sosyoekonomik Statüdeki İnsanlar Fizikî Acıya Karşı Daha mı Duyarsız?
29.06.2024 19:00
14
A+
A-

Düşük SES’li bireyler, daha fazla gerilimle başa çıkmak zorunda kalırken fizikî ve ruhsal sıhhatleri da çoklukla daha kötü durumda olabiliyor.

Acı algısı; bireyin yaşadığı gerilim, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal durumlarla direkt alakalı olduğunu düşünürsek bu bağlamda, düşük SES’li bireylerin acıyı daha ağır yaşayabilecekleri de bir mümkünlük.

Science Direct’te yayımlanan bir araştırma, tam bu noktaya parmak basıyor.

Makale, çeşitli araştırma bulgularına dayanarak, düşük SES’li bireylerin acıya karşı duyarlılıklarının aslında yüksek olduğunu gösteriyor. Yüksek ve düşük gelirli mesleklerle eşleştirilen katılımcılar, kâğıt kesiği gibi nispeten daha az acıtan durumlardan daha fazlasına kadar farklı acı aralıklarında değerlendirildi.

Yapılan çalışmalar, yoksulluğun ve düşük SES’in, bireylerin acıyı daha derinden hissetmelerine neden olabileceğini ortaya koyuyor. Örneğin, kronik gerilim ve daima maddi zorluklar, bireylerin hudut sistemlerini etkileyerek acıya karşı hassaslıklarını artırabiliyor.

Toplumsal algılar ve ön yargılar da var.

Düşük SES’li şahısların acıya karşı duyarsız oldukları inancı, toplumsal ön yargılardan da kaynaklanıyor. Bu ön yargılar, düşük SES’li bireylerin yaşadığı zorlukları küçümsemeye ve onların gereksinimlerine karşı duyarsız kalınmasına yol açabiliyor.

Ön yargılar aslında sağlık hizmetleri erişiminde de eşitsizliklere neden oluyor ve düşük SES’li bireylerin sağlık sıkıntılarının gereğince ciddiye alınmamasına sebep olabiliyor.

Bilinmezlik devam ediyor.

Sosyoekonomik durumun düşüklüğünün daha da “güçlendirdiğine” dair bir kanı varken bunun yanı sıra laboratuvar ortamında da düşük SES’li bireylerin ağrıya daha az hassas oldukları görülüyor. Yani yüksek SES’li şahıslardan daha az tedaviye ihtiyaç duyuyorlar.

Ancak bu ön yargıların klinik ortamlarda nasıl ortaya çıktığının araştırılması gerekiyor. Araştırmacılar, tıp literatüründe bu bulguların altında hayat zorluğu ve ağrı hassasiyetine ilişkin stereotiplerin yattığını kesin olarak söylemiyor.

Araştırmadaki bilim insanlarının bir sonraki maksadı ise toplumsal ön yargıyı da bir kenara bırakarak bu durumun doktor muayenelerinde farklı tedavi kararlarını etkileyip etkilemediğini bulmak.

Kaynak: Science Direct

Okumak isteyebileceğiniz diğer araştırmalar:

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.