enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,9049
EURO
53,4055
ALTIN
6.685,16
BIST
13.902,62
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Açık
28°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
26°C
Cuma Parçalı Bulutlu
23°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C

Organ nakliyle bir arada, hafıza ve anılar da taşınabilir mi?

Kimi kalp nakli hastaları, yeni organlarının eski sahibinin anılarıyla birlikte gelmiş olabileceğini düşünüyor. Pekala bu sahiden ne kadar mümkün ?

Organ nakliyle bir arada, hafıza ve anılar da taşınabilir mi?
17.12.2024 03:00
10
A+
A-

Organ nakli sayesinde sağlığına kavuşan kimi şahıslar, yeni organlarının yanı sıra yeni hisler, tatlar ve hatta anılar da miras aldıklarını iddia ediyor. Tercih ettikleri yemeklerden kişilik özelliklerine kadar pek çok farklı değişiklikle ortaya çıkan bu tecrübelerin bazen donörlerinin tercihleriyle örtüşüyor olması, organların anıları da taşıyıp taşıyamayacağı konusunda tartışmalar başlattı.

İlk başarılı böbrek naklinin bir hayat kurtardığı 1954 yılından bugüne organ nakli çağdaş tıbbın en büyük başarılarından biri olarak dikkat çekiyor. Aradan geçen zaman içerisinde yaşanan teknolojik ve tıbbi gelişmeler kalp, akciğer, karaciğer ve daha fazlasının naklini mümkün kılarak sayısız hastaya ikinci bir baht verdi.

Ancak kimi nakiller sonrasında yaşanan bu gizemli tecrübeler, bilim insanlarını büyüleyici bir soruyu araştırmaya yönelterek organların hafızayı da aktarma ihtimalinin incelenmesine sebep oldu. Bilhassa kalp nakli yapılanlar ekseriyetle şaşırtan değişiklikler bildiriyor. Kimileri hiç sevmedikleri yiyecekleri sevmeye başlarken, öbürleri yeni fobiler ya da kişilik özellikleri edindiklerini iddia ediyor.

Örneğin sağlıklı yiyecekler tüketmeye dikkat eden bir koreograf, donörü hayatını kaybettiği sırada ceketinin cebinde taşıdığı bildirilen bir yiyecek olan tavuk nugget’larına karşı büyük bir istek duyduğunu söylüyordu. Buna kıssalar, anekdot niteliğinde olsa da, bu değişikliklerin gerisindeki potansiyel düzeneklere yönelik bilimsel araştırmaları teşvik etmiş durumda.

Vücut hafızası, DNA değişimleri…

Bu hususta önerilen birkaç farklı teori bulunuyor. Hücresel ya da “vücut hafızası” kavramı, kişisel hücrelerin temel fonksiyonlarının ötesinde bilgi depolayabileceğini öne sürüyor. Doğal olarak aynı fikrin ya da kavramın organlara da yansıması mümkün olabilir. Ayrıyeten, yeni bir organın entegrasyonu alıcının mevcut hücresel ortamını bozabilmesinden ötürü, DNA dizisi değişmeden DNA ifadesinde yaşanan değişiklikler de bu olaylarda bir rol oynayabilir.

Bir diğer mümkünlük ise, kalbin elektromanyetik alanının (kalbin içindeki nöronlardan oluşan bir ağ) beyinle şimdi anlamadığımız formlarda iletişim kurabilmesi. Kesin bir açıklama olmasa da, kalbin beyinle çift istikametli bağlantıdaki rolü bu olasılıklara biraz yük katıyor.

Nörolojik, biyokimyasal ve biyofiziksel etkenlerin yanı sıra, nakil ameliyatının fizikî ve duygusal manada yarattığı yük ve kullanılan ilaçlari pek çok farklı etkenin birleşerek organla bir arada gelen bu hafıza transferlerinin (en azından yaşanan değişikliklerin) ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.

Henüz bu bahiste net bir bilgi bulunmasa da, yapılan araştırmalar derinleştikçe daha fazla soru ortaya çıkıyor ve bu sorular, bir gün organ nakli ve bununla birlikte gelen insan tecrübesine dair anlayışımızı yeniden şekillendirebilecek bulgulara öncülük edebilir.

ETİKETLER: , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.