Güneş’in doğduğu vakte gündoğumu, batıp yerini Ay’a bıraktığı vakte da gün batımı diyoruz. Pekala gün kavramının geçerli olmadığı biricik uydumuz …

Güneş’in doğduğu vakte gündoğumu, batıp yerini Ay’a bıraktığı vakte da gün batımı diyoruz. Pekala gün kavramının geçerli olmadığı biricik uydumuz Ay’da, Güneş dışında periyodik olarak “doğan” öteki bir gök cismi var mı? Var ve biz de onun üzerinde yaşıyoruz.
İnsanlığın en büyük merak mevzularından birisi olan Ay’a gidişimiz o kadar da kolay olmadı. Yüzeye inmeden önce oraya tekraren gitmek, etrafında tekraren tur atmak gerekiyordu. İniş yapmak zordu. Tarihler 21 Aralık 1968’i gösterdiğinde, asla unutulmayacak bir gün yaşandı.
NASA astronotları William Anders, James Lovel ve komutanları Frank Borman, ilk defa Ay’ın yakına gidecekleri Apollo 8 görevi için hazırlandılar:

O tarihe kadar yapılan çalışmalar, ilk Apollo misyonunun başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olmuştu. 27 Ocak 1967’de Gus Grissom, Edward White ve Roger Chaffee 3 NASA astronotu, bir deneme sırasında rampada çıkan yangında feci şekilde can vermişlerdi.
Apollo misyonları, astronotlar için tam bir intihar fermanı gibiydi:

Yeryüzünde üretilmiş en güçlü fırlatma roketlerinden birisi olan Saturn V, ilk defa Apollo 8’de kullanıldı. Apollo mekiği içerisinde Ay etrafında görüntüler çekmeye yarayacak kamera ekipmanları vardı.
Her üç astronot da kameraya sahiplerdi, lakin renkli fotoğraf çekebilen tek ekipman William Anders’ın elindeydi.
Saturn V roketi, içerisinde 3 kişilik ekip bulunan Apollo 8 mekiği ile Kennedy Uzay Merkezi 39A rampasında yerini aldı. Geri sayım başladı: 10, 9, 8, 7, …
Kalkış problemsizdi. Satürn V mekiği Ay’a doğru fırlaması için Apollo 8 mekiğini yer çekiminden kurtarmış, sorumluluğunu yapmıştı.
Dünya’dan ortalama 376.000 kilometre uzaklıkta olan Ay’a doğru süzülen Apollo 8 karanlık seyahatine başladı:

Saturn V’in ateşleme sistemleri ayrıldıktan sonra, küçük bir konserve kutusu benzeri kalan mekkik içerisinde 3 insanın tansiyon yüklü seyahatleri da bu şekilde başlamış oldu.
Amaç Ay’ın yer çekimine takıldıktan sonra yörüngesine girip, birkaç tur atarak yuvaya geri dönmekti:

Saatler süren nispeten yavaş tansiyonlu seyahatten sonra Apollo 8 Ay’ın yörüngesine hedeflenen şekilde ulaşmayı başardı.
Ay’ın karanlık yüzünü gören ilk insanları oldular:

Zamanın teknolojisi, Ay’ın diğer tarafında geçen bir araçtan sinyal almak için yetersizdi. Bu nedenle mekik ve Dünya arasındaki iletişim sık sık kesiliyordu. Apollo 8, Ay’ın karanlık yüzüyle başbaşa kaldığında, 3 astronot uzayın en yalnız insanları oluyorlardı. Bu süre zarfında karanlık yüzeye ilişkin yapabilecekleri tüm incelemeleri yaptılar.
Dünya’nın uzaydan çekilen ilk renkli fotoğrafı Earthrise:

Aslında astronotlar, bu kareyi yakalamak için birbirleriyle yarışmışlardı. Hatta komutan Borman, aslında teorik olarak orada fotoğraf çeken ilk kişiydi, lakin renkli fotoğraf makinesi William Anders’ın elindeydi. Baht işte, ne yaparsın 🙂 Anders’ın ismi tarihe bu şekilde yazılmıştı.
26 Aralık 1968’de dönüş seyahati başladı:

Mekikte bulunan kısıtlı ölçüdeki yakıtla Ay’ın yer çekiminden kurtulmak, Dünya’ya kıyasla çok daha kolaydı. Çünkü yüzeyinden değil, yörüngesinden çıkılması gerekiyordu. Günler boyunca atılan 10 Ay çeşidi sonrasında elde edilen bilgilerin Dünya’ya getirmek çok değerliydi.
Apollo, 27 Aralık 1968 saat 10:51’de Pasifik Okyanusu’na başarılı bir iniş yaptı:

Toplam görem mühleti 147 saat 31 dakikaya ulaşmıştı. Astronotlar, vefatla burun buruna yaşadıkları 6 günün akabinde yeniden Dünya’ya gelmişlerdi. USS Yorktown kurtarma gemisi, Apollo 8’e hesaplanandan 5.100 mil uzaklıktaydı. Saat 12:20’de kurtarma gemisi Apollo 8 astronotlarına ulaştılar.
Carl Sagan’ın bir diğer tarihi Dünya fotoğrafı olan Soluk Mavi Nokta kitabındaki sözleriyle veda edelim:
Bir öbür TeknoTarih yazısında görüşmek üzere, bizi takip etmeye devam edin 🙂