enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,7608
EURO
52,8555
ALTIN
6.898,16
BIST
14.201,05
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Çok Bulutlu
14°C
Cumartesi Az Bulutlu
15°C
Pazar Hafif Yağmurlu
15°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C

İnternetteki Bütün Bilgileri “İçimizde” Depolama Projesi

İnsanoğlu, 20. yüzyıldan bu yana akılalmaz büyüklükte teknolojik atılımlara imza attı. Bu süreçte karşımıza çıkan en büyük sıkıntılardan biri, ürettiğimiz tüm büyük ölçüde bilgiyi ve datayı nereye, nasıl depolayacağımızdı. Pekala bu sorunun tahlili, aslında bu kadar zaman gözümüzün önünde miydi?

İnternetteki Bütün Bilgileri “İçimizde” Depolama Projesi
25.03.2023 21:00
35
A+
A-

Bunca vakittir zihinlerimizi kurcalayan yapay zekâ sektörü, son yıllarda gerçekleştirilen büyük atılımlarıyla gündeme gelmeye devam ediyor ve büyümesinin büyük bir kısmını veri bilimine borçlu.

Yapay zekânın yakıtı hâline gelen bilgi, günümüzde nerelerde ve nasıl depolanıyor? Pekala, gözle dahi görülmeyen DNA molekülleri nasıl bir fark yaratabilir?

Verilerimizin büyük bir kısmı, kullandığımız aygıtlarda ve kimi şirketlerin sunucularında depolanıyor. fakat bu sistem, uzun vadede pek pratik değil.

Özellikle şahsî datalarımız, bilgisayarlarımızda “Hard Disk” (HDD) olarak isimlendirdiğimiz disklerde depolanırken, cep telefonlarımızda ise flash belleklerde depolanır.

Uygulamalarda ve web sitelerinde oluşturulan ya da kullanılan bilgiler ise uygulamaların ve web sitelerinin bağlı oldukları sunucularda depolanıyor.

Sunucularda binlerce ya da milyonlarca kişinin bilgileri biriktiği için, datalar için zaman geçtikçe daha da fazla depolama alanına ihtiyaç duyulduğunu da belirtmek gerek.

Meta, Google ve kaçları aynıi mega şirketler, bu sıkıntıya tahlil olarak daha fazla depolama alanı satın alıyorlar. depolama alanını daima arttırmak zorunda olmak, büyük müşteri kitleleri olan bu şirketler için zaman zaman sıkıntılara yol açıyor ve daha fazla depolama alanı için yeni binalar inşa etmeleri gerekiyor.

Bu problemden şimdilik en rahatsız olan şirketlerin Microsoft ve Meta olduklarını belirtsek yanlış olmaz. Microsoft, 2019 yılında yayınladığı bir makalede DNA’da data depolama formülünün ayrıntılarına ayrıntılıca değinmiş ve kullanacağı ilk DNA depolama sistemini duyurmuştu.

Meta’dan şimdi bu yönde bir sinyal gelmemesine karşın, şirketin kendisi bu sorunu çözebilmek ismine dünyanın dört bir yanına veri toplama merkezleri inşa etmesiyle meşhur.

Kullandığımız tüm sosyal mecraları zihninizde canlandırın. Her gün kaç tweet, kaç öykü, kaç gönderi, kaç fotoğraf, kaç video gördüğünüzü düşünün. Tükettiğimiz ve ürettiğimiz gündelik içerikler için bile çok büyük bir depolama alanına ihtiyaç var.

Bu durum, sizin halihazırda internet kullanan 5 milyar diğer insan için de geçerli. Bu gerçeği hesaba kattığınızda, sorunun aslında ne kadar büyük olduğunu fark ediyorsunuz.

Veri depolama meselesini çözmek için öne sürülen tahminen de en ilginç fikir: “DNA moleküllerini kullanalım!”

DNA’da data depolama tekniği ile ilgili çalışmalara ilk defa 2013 yılında, George M. Church ve Nick Goldman isimli genetik bilimcilerin bir DNA sarmalında 1 MB data depolamaları ile başlandı.

Sonraki yıllarda uygunca geliştirilen bu yol sayesinde zamanla fark edilen bir öbür gerçek ise DNA’nın çok fazla bilgiyi 700.000 ya da 1.000.000 yıla kadar depolama potansiyeline sahip olduğuydu.

Bilim insanlarının iddialarına göre, 1 gram DNA’da 215 milyon GB data depolanabilecek. O denli ki, insanoğlunun şimdiye kadar ürettiği tüm bilgileri ve bilgileri ufak bir odanın içerisinde depolamak, bu teknoloji sayesinde mümkün olabilecek.

Şimdi, genetik mühendisliğe göz atarak bu fikrin nasıl hayata geçirilebileceğini düşünelim.

Adenin, timin, guanin ve sitozin isimli nükleobaz dediğimiz parçalardan oluşan DNA molekülleri, çarçabuk erişilebilen yapılar değiller. Öncelikle bir enzim seçiliyor. Sonra bu enzim laboratuvarlarda düzenleniyor, makul bir DNA dizisini hedef alacak şekilde ayarlanıyor, gerekirse diğer enzimlerle karıştırılıyor ya da çeşitli usullerle mutasyona uğratılıyor ve en nihayetinde hedefe salınıyor. Böylece istediğimiz değişiklikler, istediğimiz DNA dizisinde uygulanmış oluyor.

Bu yöntem için enzime zarar vermeyecek bir depolama alanı ve enjekte etme aracı da kural. Bunun içinse normal şırıngalardan daha ince şırıngalar ve hususun dış etraftan etkilenip kirlenmesini önleyecek DNA tüpleri tercih ediliyor.

Sürecin her adımında enzime gereken hassasiyetin gösterilmesi ve titiz olunması gerektiği, DNA’nın düzenlenecek kısımları da hassasiyetle ve dikkatle düzenlenmeli. Enzimleri birer data klasör aynıi düşünürsek ve kullanırsak, DNA’da data depolanması da mümkün olacaktır.

Sadece bilgi bilimine değil, her türlü bilim dalına büyük katkıları olabilecek bu yolun artıları kadar eksileri de var.

Bu sorunlardan birincisi, DNA’da bilgi depolamanın maliyetinin çok yüksek oluşu. 1GB data depolamanın maliyeti şimdi 1.300 Dolar iken, 1TB data depolamanın maliyeti şimdi 1.300.000 Dolar. Bilim insanları, zamanla bu sorunu aşmayı ve 1TB bilgi depolamanın maliyetini 1 Dolar gibi ufak bir meblağa indirgemeyi hedefliyorlar.

Diğer bir sıkıntı ise, depolanan bilginin radyasyon ve külfetli faktörler dolayısıyla bozulabilme ihtimali. Muhtemel bir nükleer felakette ya da büyük bir Güneş fırtınası gibi büyük bir uzay olayında yalnızca DNA’lardaki dataların değil, etkin olarak kullandığımız tüm cihazlarımızdaki bilgilerimizin dahi güvende olup olmayacağı şimdi bilinmiyor. 

Kaynaklar: Nature, Science.org, The Stack, Microsoft, Hashem Al-Ghaili, SmartDataCollective, Seeker
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.