Bir oburunun kanılarını okumak, ne hissetiğini bilmek bize çoğu zaman ilgi cazibeli ve bir o kadar da korkutucu gelir. Bu fikir, bilim kurgu …

Bir oburunun kanılarını okumak, ne hissetiğini bilmek bize çoğu zaman ilgi cazibeli ve bir o kadar da korkutucu gelir. Bu fikir, bilim kurgu sinemalarına, kitaplarına, oyunlarına da sıkça yansıyor. Bu alan ile ilgilenen nörobilim, yeni teknolojileri kullanarak hisleri ve niyetleri okumayı mümkün hale getirmeye çalışıyor.
Yapay zekanın gelişmesiyle birlikte, “beyin okumak yapay zeka ile gerçekleştirilebilir mi” sorusu da gündeme gelmiş oldu. Bu yazımızda bu alanda yaşanan gelişmelerin, beyin okumanın mümkün olup olmayacağına dair çalışmaların bir derlemesini bulacaksınız.
Beyin okuma teknolojisinde gelinen nokta:

Palavra makinesi nihayet gerçek olabilir mi?
Cümbüş gayeli yahut polis sorgularında kullanılan türevleri olsa da bunlar hala muteber %100 doğru bilgi sunan aygıtlar değil. Gelinen basamakta doğru bilgi sunan bir palavra makinesi hala icat edilmedi.
Bu teknolojiler hangi maksatla kullanılabilir?

Bu teknolojiler hala halkın kullanımına sunulmuş olunmasa da bu aygıtları kullanarak çalışanlarınızın beyin dalgalarını izleyerek hislerini öğrenebilirsiniz. Ya da birinin beyin aktivitesinden kredi kartı şifresini öğrenebilirsiniz.
Tüm bunların yanında bu tıbbi aygıtlar hastanelerde de kullanılabilir. Örneğin hastanelerde yatağa bağlı, felç geçirmiş, konuşamayan ve iletişim kuramayan insanlar için tekrar dünyayla irtibata geçmenin yolu bu aygıtları kullanmak olabilir. Makinelerin insan nöronlarıyla etkileşime girdiği düşünüldüğünden bu teknolojinin sağlık alanında Alzaymır ve Parkinson gibi hastalıkların anlaşılmasında ve tedavisinde de kullanılabileceği düşünülüyor.
Beyin aktivitesi ölçülen öğrencilerin hangi kavramlarda iyi olduğu anlaşılabiliyor

Beynin aktivitesini okumak için PET, EEG, fMRI gibi çeşitli beyin görüntüleme aygıtları bulunmaktadır. Bir fMRI makinesine sahip bilişsel psikologlar, bir kişinin depresif fikirlere sahip olup olmadığını söyleyebiliyorlar. Bunun yanında bir öğrencinin beyin kalıplarını öğretmenininkilerle karşılaştırarak hangi kavramlarda iyi olduğunu da görebiliyorlar.
Yapay zeka ile beyni okumaya gerek kalmayabilir

Princeton Üniversitesi (Princeton University)’nden sinirbilimci Norman, fMRI aygıtlarıyla beyin okumanın tam manasıyla mümkün olmadığınıfakat yapay zekanın öğrenme modellemeleriyle buna gerek kalmayabileceğini dile getirmişti. Yapay zeka kişinin beyin modellemesini, niyet kodlarını öğrendiğinde hasılı beyinde etkin olan yerlerle kelimeler/harfler arasındaki ilişkiyi çözdüğünde artık felçli hastalar, konuşma yetisini herhangi bir nedenle kaybetmiş hastalar da kendilerini ifade edebilir hale gelecekler.
Şu an gelinen noktada günümüzün nöroteknolojisi, niyetleri ya da hisleri hala çözemiyor. Lakin yapay zekanın öğrenme sistemleriyle bu hedefimizekısa sürede ulaşıp beyin modelleri ve fikir kodları hakkında bilgi sahibi olabiliriz.
Pekala ya bizim nörohaklarımız?

Bu gelişmelerle birlikte dünya genelinde hem halk hem de devletler, nörohaklar konusunda endişelenmeye başlamış benzeri duruyor. Örneğin Şili, vatandaşlarına nörohaklarını garanti edecek olan dünyanın ilk yasası üzerinde çalışıyor. İspanya ise gelecekteki yasama projelerine rehberlik etmesi amacıyla bağlayıcı olmayan bir Dijital Haklar Mukavelesi’ni kabul etmişti. Nöroteknolojinin yeni gelişen bir alan olması ve bu alan hakkında fazla bilginin olmaması hazırlanan kanunları kısıtlı hale getiriyor. Lakin küresel manada bu mevzuda insanların telaşlarının arttığı ve bir uyanışın başladığı görülüyor.
Kaynaklar: 1, 2, 3