enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,7056
EURO
53,4547
ALTIN
6.723,14
BIST
13.808,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
20°C
İstanbul
20°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Az Bulutlu
24°C
Salı Çok Bulutlu
24°C
Çarşamba Açık
27°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
23°C

Buzların altına gömülen 180 yıllık dramda genetik mucizesi

Kayıp Franklin seferinin sırları, yaklaşık iki asır sonra yaşayan akrabaların DNA örnekleri sayesinde gün yüzüne çıkıyor. Arktik’in derinliklerinde can veren denizcilerin kimlikleri tek tek belirlenirken, İngiliz tarihinin en büyük gizemlerinden biri artık genetik kodlarla çözülüyor.

Buzların altına gömülen 180 yıllık dramda genetik mucizesi
11.05.2026 14:20
10
A+
A-

Kuzey Kutbu’nun dondurucu ıssızlığında, yaklaşık iki asırdır yanıt bekleyen bir dramın perdeleri genetik biliminin yardımıyla aralanıyor. Modern dünya, 1845 yılında Kuzeybatı Geçidi’ni keşfetmek üzere yola çıkan ancak beyaz karanlıkta iz bırakmadan kaybolan Sir John Franklin ve ekibinin hazin sonunu bugün torunlarının kanıyla aydınlatıyor.

Bilim insanları, uzak akrabaların bağışladığı DNA örneklerini kullanarak, HMS Terror ve HMS Erebus gemilerinde hayatını kaybeden dört denizcinin daha kimliğini kesinleştirdi. Bu gelişme, Kraliçe Viktorya döneminden bu yana İngiliz tarihinin en büyük gizemlerinden biri kabul edilen seferin üzerindeki sis perdesini bir nebze daha dağıttı.

Kayıp denizcilerin hikayesi, aslında bir teknoloji harikasının doğa karşısındaki çaresizliğini temsil ediyor. Dönemin en gelişmiş imkanlarıyla donatılan 134 kişilik mürettebat, 1846’da King William Adası açıklarında buzlara hapsolunca trajedi başladı. Sir John Franklin‘in ölümünden sonra gemileri terk ederek karaya yönelen gemiciler, dondurucu soğuk ve açlıkla yüzleşti. O yıllarda bölgedeki İnuit halkının “beyaz adamlar çaresizlikten birbirini yedi” şeklindeki anlatımları Londra’da infial yaratsa da, günümüzdeki modern laboratuvar incelemeleri bu acı tanıklıkları genetik kanıtlarla bir bir doğruluyor.

Gizemli kağıtların sahibi artık biliniyor

Waterloo Üniversitesi antropologlarının yürüttüğü titiz çalışmada en dikkat çekici sonuç, Harry Peglar isminde somutlaştı. 1859 yılında bulunan ve üzerinde şiirler ile denizcilik notları çıkan bir cesedin kime ait olduğu on yıllarca tartışılmıştı. Söz konusu cesedin üzerindeki kıyafetler rütbesiyle örtüşmediği için “Peglar Kağıtları“nın gerçek sahibi bir türlü netleşmedi. Yapılan son DNA analizleri, bu kalıntıların gerçekten üst güverte reisi Harry Peglar’a ait olduğunu ve talihsiz denizcinin gemisinden 130 kilometre uzakta can verdiğini kanıtladı.

Araştırmacılar ayrıca William Orren, David Young ve John Bridgens isimli denizcilerin de kimliklerini tespit etmeyi başardı. Özellikle John Bridgens’in kimlik tespiti, bir aile bağının yeniden kurulmasına vesile oldu. BBC gazetecisi Rich Preston‘ın soy ağacı araştırması sırasında verdiği numune, bu denizciyle tam eşleşme sağladı. Böylece yüzyıllar önce buzullar arasında kaybolan bir isim, yaşayan bir torunla yeniden bağ kurmuş oldu.

Waterloo Üniversitesi’nden Dr. Douglas Stenton, bu bulguların yaşayan torunlar için sadece bir veri değil, atalarının son anlarına dair duygusal bir yanıt olduğunu vurguluyor. Bugüne kadar kimliği teşhis edilen denizci sayısı altıya yükselirken, hala isimsiz olan onlarca naaş için çalışmalar devam ediyor. Bilim dünyası, bu tarihi karanlığı tamamen aydınlatmak adına Franklin seferi mürettebatıyla akrabalık bağı olduğundan şüphelenen herkesi DNA örneği vermeye davet ediyor.

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.