MV Hondius yolcu gemisinde ortaya çıkan hantavirüs vakaları dünya genelinde tedirginlik yarattı. Dünya Sağlık Örgütü küresel bir salgın ihtimalinin düşük olduğunu söylese de virüsün insandan insana bulaşma yeteneği ve 42 günlük kuluçka süresi nedeniyle ülkeler karantina sürelerini 45 güne çıkardı.

Deniz ortasında haftalarca süren belirsizlik, sonunda bir limanda noktalandı ancak geride bıraktığı soru işaretleri dünyayı teyakkuza geçirmeye yetti. Arjantin’den hareket eden MV Hondius adlı yolcu gemisi, içinde patlak veren hantavirüs vakaları yüzünden küresel sağlık otoritelerinin radarındaydı.
Yerel idarecilerin tüm itiraz seslerine rağmen gemi, takvimler 10 Mayıs’ı gösterdiğinde Tenerife limanına yanaşmayı başardı. İspanya’nın attığı bu insani adım, belki de gemideki pek çok insan için hayati bir dönüm noktası oldu. Karaya ayak basan yolcuların çok büyük bir kısmı, ülkelerine döner dönmez hemen karantina altına alındı.
Yaşananlar akıllara hemen eski büyük salgınları getirse de Dünya Sağlık Örgütü DSÖ yüreklere su serpecek açıklamalar yapmayı ihmal etmedi. DSÖ Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Tenerife sakinlerine hitaben kaleme aldığı mektupta, mevcut risk seviyesinin son derece düşük olduğunu açıkça belirtti. Korkulanın aksine, küresel bir kapanma ya da kitlesel kayıpların yaşanma ihtimali masada görünmüyor. Ancak yine de hükümetlerin her ihtimale karşı tetikte kalması isteniyor. Örgüt, paniğe yol açmayacak hassas bir dengeyi korumak adına yoğun çaba harcıyor.
Sürecin takip edilmesini zorlaştıran en büyük etken, virüsün biyolojik yapısında gizli. Andes tipi hantavirüs olarak adlandırılan bu varyant, alışılmışın dışında bir seyir izliyor. Normalde bu virüsün sadece kemirgen canlılardan insanlara geçtiği bilinir. Fakat bu özel tür, insandan insana bulaşabilme yeteneğiyle öne çıkıyor.
Tabi bu geçiş, virüsün havada serbestçe uçuştuğu anlamına gelmiyor. İnsanların çok uzun süre, havalandırması yetersiz ve dar alanlarda yan yana kalması bu bulaşmanın temel şartı. Zaten ilk ölüm vakasının üzerinden bir aydan fazla zaman geçmesine rağmen salgının kapalı gemi ortamında bile yavaş ilerlemesi, bu tezi kuvvetlendiriyor. Şu ana kadar laboratuvarda doğrulanmış sekiz vaka mevcut ve maalesef bu kişilerden üçü yaşamını yitirdi. Şu an yapay akciğer ve kan bypass destek ünitesine bağlı olan bir Fransız yolcunun tedavisi ise kritik şekilde sürüyor.
Karantina süreleri uzatıldı, diplomasi çıkmaza girdi
Hastalığın sinsi yapısı, ülkeleri normalden daha katı tedbirler almaya zorlamış durumda. Virüsün insan vücudundaki kuluçka süresi tam 42 günü bulabiliyor. DSÖ bu yüzden tüm yolcuların titizlikle izlenmesini tavsiye etti.
Birçok devlet ise işi şansa bırakmayarak vatandaşlarına tam 45 günlük bir karantina süresi uygulamaya başladı. Önümüzdeki haftalarda yeni belirtiler gösteren kişilerin çıkması, bu uzun süre nedeniyle şaşırtıcı olmayacak.
Madalyonun diğer yüzünde ise uluslararası ilişkilerdeki tıkanıklık var. Geminin kalkış noktası olan Arjantin, geçtiğimiz yıl DSÖ üyeliğinden ayrılmıştı. Bu ayrılık kararı, yerel sağlık ekipleri ile dünya örgütü arasındaki bilgi trafiğinin neredeyse durma noktasına gelmesine yol açtı. Yaşanan bu iletişim kopukluğu, sınırları aşan nadir hastalıklarla mücadele ederken küresel ortaklığın ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu dünyaya bir kez daha kanıtladı.