Alaska’nın ünlü Tracy Arm fiyordunda geçtiğimiz yıl yaşanan devasa heyelanın detayları bilim dünyasını şaşırttı. 24 piramit büyüklüğündeki kaya kütlesi suya gömülünce, Eyfel Kulesi’nin 1,5 katı yüksekliğinde tsunami oluştu. Şans eseri boş olan fiyortta büyük bir facianın eşiğinden dönüldü.

Alaska’nın popüler turistik noktalarından biri olan Tracy Arm fiyordunda geçtiğimiz yıl yaşananlar, doğanın dengesi bozulduğunda neler olabileceğini sert bir şekilde gösterdi. 10 Ağustos 2025 sabahı gerçekleşen devasa heyelan, bölgede 481 metre yüksekliğe ulaşan bir su duvarı yarattı.
Eyfel Kulesi’ni boyuyla gölgede bırakan bu dev tsunami, dik yamaçlardaki orman dokusunu saniyeler içinde söküp attı. Bu korkutucu yükseklik, dünya tarihinde 1958’deki Lituya Körfezi vakasından sonra kaydedilen en büyük ikinci dalga olarak istatistiklere geçti.
Bilimsel araştırmalar, bu felaketin temelinde iklim krizine bağlı buzul kaybının yattığını kanıtlıyor. Dağın yamacını bir payanda gibi tutan buzul tabakası, birkaç hafta gibi kısa bir sürede 500 metre geri çekilince kaya kütlesi tamamen desteksiz kaldı. Sonuçta 24 adet Büyük Giza Piramidi’ne eş değer hacimdeki dev bir kütle büyük bir gürültüyle suya gömüldü. Olayın sabah 05:30 sularında yaşanması, bölgeyi her gün ziyaret eden dev yolcu gemilerinin ve maceraperest kanocuların şans eseri orada bulunmamasını sağladı.
Sinyalleri okumak ve yeni güvenlik protokolleri
Fiyort daha önce tehlikeli bölgeler listesinde yer almadığı için bu yıkım aslında herkesi hazırlıksız yakaladı. Oysa heyelandan saatler önce kaydedilen mikro depremler, kayanın çatladığına dair sessiz uyarılar veriyordu. Uzmanlar, kutup bölgelerinde artan turizm faaliyetleriyle birlikte gerçek zamanlı sismik izleme sistemlerinin bir lüks değil, zorunluluk olduğunu savunuyor. Nitekim şu an en az altı büyük gemi şirketi, güvenlik endişesiyle bu rotayı listesinden çıkarmış durumda.
Tehlike sadece Alaska ile sınırlı değil. Bilim insanları önümüzdeki 30 yıl içinde Akdeniz’de, özellikle Fransız Rivierası gibi yoğun nüfuslu yerlerde büyük bir tsunami yaşanma ihtimalinin kesin olduğunu belirtiyor. Doğanın binlerce yıllık dengesi değişirken, kıyı şehirlerinin ve turizm sektörünün bu yeni gerçekliğe göre güvenlik stratejilerini baştan aşağı yenilemesi gerekiyor.