Bu mantarı gördüğünüzde aklınıza türlü türlü şey gelmesi beklenen. Bilhassa üzerindeki kanlar, epeyce korkutucu duruyor. Pekala bu mantarın üzerinde neden “kan” olabilir?

Aslında pek çok isimle anılan bu mantarın tipi hydnellum peckii.
Yüzeyine salgıladığı kırmızı sıvı da kendisini diğer mantarlardan ayıran en çok önemli özelliği.
Kanayan diş mantarı olarak bilinen bu çeşit, birçok isimle anılıyor.

“Şeytanın dişi” ya da “çilek ve krema” isimlere sahip olan mantar, üzerindeki bu kana sıvıyı kendisi üretiyor. Epeyce ürkütücü duran bu sıvının dışarıdan müdahalesi ile herhangi bir ilgisi de yok.
Gövdesi, fazla nem saldığı “gutasyon” ismi verilen bir işlem esnasında bu sıvıyı oluşturuyor. Bu sıvı ise genelde daha genç örneklerinde görünürken yüksek basınç nedeniyle şapka yüzeyinden dışarı çıkıyor.
Mantar olgunlaştıkça üzerindeki kırmızı damlacıklar da kayboluyor.

Özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa’da, bilhassa kozalaklı ağaçların altında, nemli ormanlık alanlarda yetişiyor. Ülkemizde ise Batı ve Orta Karadeniz bölgelerinde daha önce görülmüş. Zehirli olmamasına karşın tadı aşırı acı olduğu için yenilebilen bir tıp değil.
Yemek dışında daha çok tıpta kullanılıyor. Heparin’e biyoaktiviteye sahip olduğu tanımlanan atromentin ismi verilen bir antikoagülan içeren bu mantarda alzaymır hastalığında “amiloid öncü proteini işlemede rol oynayan” bir enzim olan prolil endopeptidazı inhibe etme yeteneği var.
Ayrıca lösemii hastalıkların tedavisinde de umut verici olarak görülüyor.