Güney Kore, 2020’nin Mart ayında yaşanan N’inci Oda skandalı ile çalkalanmıştı. Çoğu reşit olmayan düzinelerce mağdurun dahil olduğu, gibi görülmemiş ölçeği ve şiddeti nedeniyle ülkeyi sarsan devasa bir siber seks suçu olan N’inci odalar, bilhassa genç kız çocuklarına sahip olan aileleri telaşa sürükledi.

Mobil iletileşme programı Telegram’dan ulaşılabilen bu odalara, sırf ödeme yapan üyeler zımnî sohbet odalarına girip, kadınların cinsel istismara ve tacize uğradığı videoları izleyebiliyordu. Kaynaklara göre Kore’deki çoğu erkek kullanıcı, N’inci odalara girmeye çalıştı. Müthiş ayrıntılara sahip olan bu olayda en az 74 kişinin etkilendiği tahmin ediliyor.
Sosyal medya platformları üzerinden genç kızları ve bayanları kandırarak tuzağa düşüren “GodGod” ve “Baksa” lakaplı kullanıcılar, tahminen de internet tarihinin en büyük siber suçlarından birini işledi.
İlk başta mağdurlarını gözüne kestiren GodGod lakaplı suçlu, çoğunlukla lise öğrencilerini hedef alıyordu.

X (Twitter) platformu üzerinden genç kızlara “Özel fotoğrafların internete düşmüş!” diyerek tuzak bir mesaj atıyordu. Daha sonrasında mesajı gören mağdurlar merak edip baktıklarında ise bir link olduğunu fark edip tıklıyorlardı.
Linke tıkladıkları anda şahsî bilgileri ve fotoğrafları hatalının eline geçiyor, fotoğrafları yaymakla tehdit ediyordu. Mağdurlar doğal olarak gerilime maruz kalıp GodGod isimli suçluyla çoğunlukla bir uzlaşıya girmek istediler.
Mağdurlardan daha fazla “açık” fotoğraf çekmesini istedi ve 10 saniye verdi.

Mağdurlar, özel fotoğraflarının yayılacağı tasasıyla hatalının dediği her şeyi yapmaya başladılar. Her zaman daha fazlasını isteyen GodGod, mağdurların fotoğraflarını Telegram kümelerine atıyor ve onlar hakkında dalga geçiyordu. Onları köle olarak isimlendiriyor, eğer isteklerini yerine getirmezlerse onları cezalandırıyordu.
Sürekli olarak fotoğraf isteyen suçlu, genç kızları “Bu fotoğrafı çekersen başkalarını sileceğim” diyerek kandırıyor, eğer kabul etmezlerse “Daha önce gönderdiğin bütün fotoğrafları internete yayarım” diyerek elindeki bütün fotoğrafları mağdurlara tehdit olarak sunuyordu.
Bazı istekleri kan dondurucu boyuttaydı: Mağdurların kollarına iğne iplikle “Köle” yazmasını bile istedi!

Şimdiden söyleyelim ki birazdan okuyacağınız yazı hakkında tetiklenebilirsiniz. Yaşları 10 ila 11 arasında olan iki çocuğu da tuzağına düşüren suçlu, iki ortaokul öğrencisinden de tuvalet fayanslarını ve yerlerini yalamasını, akabinde da video atmasını istedi. Mağdurlarından fotoğraflarda daima güler yüz bekleyen bu suçlu, Telegram kümesinde görüntüleri paylaşmaya devam etti.
Kendi ast-üst sistemini oluşturarak bir sürü Telegram kullanıcısını da cinsel istismar kabahatine teşvik ederek diğer kullanıcıların da öteki mağdurların fotoğraflarını paylaşmalarına müsaade etti.
Her bir mağdur hakkında detaylı bilgiye sahiplerdi.

Bu odalara girmeye çalıştığınızda, Watchman lakaplı kişi, N’inci odaları tanıtan ve yayan kişi olarak sizi karşılıyordu. Odaya bilinmeyen bir şekilde girdiğinizde, mağdurların 1’den 8’e kadar sıralandıkları ve şahsî bilgilerinin detaylı olarak yer aldığı gözüküyordu.
Bu bilgilerin içerisinde; yaşı, uzunluğu, beden biçimleri, nerede oturduğu, kaçıncı sınıf olduğu, hangi okula gittiği hatta şubesi bile yer alıyordu. Bu kadar detaylı bilgilere sahip olmaları mağdurların çabucak hemen bütün şahsî bilgilerine sahip olduğunun en çok önemli deliliydi. Hatta o denli ki bu odalar hakkında bir makale yayımlayan Güney Koreli gazeteci Kim Wan’ın bütün bilgilerini, foyalarını ortaya döktüğü gerekçesiyle internete yaydılar. Bu bilgilere nereden ulaştıkları ise hâlâ meçhul.
Bu fotoğraf ve görüntülerin yaklaşık 260.000 bireye satıldığı düşünülüyor!

Baksa lakaplı suçlu, N’inci odalar dediğimiz Telegram kümelerinden birisinin ana operatörüydü. Üyelerine özel Bestcoin, Bitcoin ve Ethereum aracılığıyla mağdurların görüntülerini ve fotoğraflarını satmaya devam etti. Bitcoin’in bugünkü değerini göz önüne alırsak şayet 260.000 şahıstan önemli bir ölçüde para kazanmışlar.
GodGod benzeri kendi ast-üst sistemini kuran Baksa, parayı nakite çevirebilmek için kimi bireyleri görevlendiriyordu. Görevlendirilen bireyler ATM’den parayı nakite çeviriyor daha sonra buluşma noktası ayarlayıp diğer bir görevliye aktarıyordu. Parayı en son alan görevli ise Baksa’nın konutunun yakınlarındaki bir apartmanın yangın çıkışına parayı bırakıyor, Baksa ise parayı oradan alıyordu.
Polis, Baksa’nın izini para transferi sırasında buldu.

Polislerin onu aradığını bilen ve yakalanmayacağından pek emin olan Baksa, özel oda üyelerine “Merak etmeyin, yakalanmam söylediği söz edilen değil” gibi iletiler atıyor adeta polislere gözdağı veriyordu lakin yakalanmaktan korkan Baksa, Bestcoin hesaplarını Bitcoin ve Ethereum’a dönüştürerek izini kaybettirmeye çalıştı.
Bu hareketinde pek başarılı olamayan Baksa, bir akşam babasıyla bisiklet sürerken eve dönüşü esnasında yakalandı ve mahkemece 40 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yaptığı basın açıklamasında “Durduramadığım şeytanın hayatına son verdiğiniz için teşekkür ederim” dedi. Yakalandığı görüntüler Netflix’in Siber Cehennem: Bir İnternet Kâbusu adlı belgeselinin 1. saat 22. dakikasında yer alıyor.
GodGod ise kendini, kullan-at telefonlarıyla ele verdi.

JTBC News’e verdiği bilgiye göre kendi telefonunu kullanmadığını, para ünitesinin armağan çekleri olduğunu ve böylece asla yakalanamayacağını söyleyerek böbürleniyordu. Kendisinin Baksa olmadığını, iz sürülemez olduğunu iddia ediyordu fakat polise yardım etmek isteyen polis yanlısı bir hacker grubu GodGod’un izini sürmeyi başardı. Bilgilerine, kurbanlarına yaptığı gibi link tuzağı aracılığıyla ulaşıldı.
Babasının hurdacı dükkanından temin ettiği kullan-at telefonlarında uygulama eşleşmesi yapıldığında GodGod tarafından kullanıldığı ortaya çıktı. Tutuklanan GodGod “Kurbanlara ve ailelere üzgün olduğumu söylemek istiyorum” dedi fakat özür dilerken bile yüzünde hiçbir pişmanlık ifadesi yoktu.
Güney Kore’de büyük ses getiren bu olayın ülkemizde duyulmamasına çok şaşırdığımızı eklemekle birlikte, internetteki hiçbir yabancıya güvenilmemesi gerektiğini ve bilinmeyen şahıslardan gelen linklere tıklamamanızı kıymetle rica ediyoruz. Özellikle çocukların, sosyal medyada istismara bu kadar açık olduğunu görmemiz başka bir telaş verici husus. İkazlarımızı da yaptığımıza göre sözü size bırakıyoruz! Sizin bu olay hakkındaki fikirleriniz neler?