Bir dönem ülkemize sağlam giriş yapan ve 9-3 modelinin haklarını satan alan Saab, Türkiye’nin ilk yerli otomobilini neden üretemedi?

Türkiye’nin yerli otomobil serüveninde bir dönem hepimizin diline dolanan “Türkiye’nin yerli otomobili Saab neden üretilemedi?” sorusu, aslında otomotiv tarihimizin en ilginç dönüm noktalarından birini işaret ediyor. Hatırlarsanız 2015 yıllarında büyük bir heyecanla tanıtılan kamuflajlı prototipler ekranları süslemişti ve efsanevi İsveç markası Saab’ın 9-3 modelinin haklarının satın alındığı duyurulmuştu.
İçerikten Görseller



‹ ›
Bu hamle, yıllardır hayali kurulan yerli otomobil için hızlı ve güvenilir bir başlangıç noktası olarak görülüyordu. Peki ama ne oldu da o çok konuşulan Saab tabanlı yerli otomobil hiçbir zaman yollara çıkamadı ve yerini yepyeni bir projeye bıraktı?
İçerikten Görseller



‹ ›
Hazır altyapı ve zaman kazanma

O dönemde alınan bu karar aslında oldukça mantıklı ve pratik bir temele dayanıyordu. Sıfırdan bir otomobil platformu geliştirmek, milyarlarca dolarlık yatırım ve yıllar süren zorlu mühendislik testleri anlamına geliyordu. Dönemin yetkilileri, zaman kazanmak ve hazır, kendini kanıtlamış bir teknoloji üzerinden ilerlemek amacıyla, Saab’ın haklarını elinde bulunduran NEVS firmasından 9-3 platformunun fikri mülkiyet haklarını satın aldı.
Bu sayede tasarım ve üretim bandına çok daha hızlı geçileceği, Türkiye’nin kendi markasını bu sağlam şasi üzerine inşa edeceği düşünülüyordu. Yapılan test sürüşleri ve basına yansıyan görüntüler, projenin çok yakında kapımızda olduğu hissini hepimize vermişti.
Eskiyen mimari

Ancak işler masada planlandığı gibi gitmedi çünkü otomotiv endüstrisi o yıllarda daha önce hiç olmadığı kadar büyük ve hızlı bir kabuk değişiminin içine girmişti. Dünyadaki trendler, sadece elektrik motoru takılmış eski nesil arabalardan uzaklaşıyor; doğuştan elektrikli, internete bağlı ve akıllı cihaz olarak tasarlanan araçlara doğru kayıyordu. Satın alınan Saab 9-3 platformu, özünde geleneksel içten yanmalı benzinli motorlar için tasarlanmış ve sonradan zorlama bir şekilde elektrikliye uyarlanmaya çalışılmış eski bir mimariydi.
Uzmanlar, bu ağır ve eski altyapıyı günümüzün gelişmiş batarya kapasitelerine, otonom sürüş sistemlerine ve akıllı yazılım gereksinimlerine uydurmanın, sıfırdan yeni bir araç yapmaktan çok daha zahmetli olacağını fark ettiler. Kısacası geleceğin teknolojisini geçmişin iskeleti üzerine inşa etmek pek de sürdürülebilir ve rekabetçi bir fikir değildi.
Ardından gelen vizyon değişikliği

Tüm bu teknolojik gerçekler ve stratejik değerlendirmeler sonucunda, eski bir platformu yamalamak yerine vizyonu tamamen değiştiren o cesur karar alındı. Türkiye’nin küresel pazarda gerçekten ses getirebilmesi ve rekabet edebilmesi için geçmişi değil, doğrudan geleceği yakalaması gerekiyordu. Bu farkındalık, Saab tabanlı projenin sessizce rafa kaldırılmasına ve tamamen yerli imkanlarla, doğuştan elektrikli yepyeni bir marka olan TOGG’un temellerinin atılmasına zemin hazırladı.
Aslında TR yerli araba Saab projesi bir başarısızlıktan ziyade, Türkiye’nin otomotiv vizyonunda doğru rotayı bulmasını sağlayan çok önemli ve gerekli bir ısınma turu oldu. O projede edinilen tecrübeler ve atılan adımlar, bugün sokaklarda gördüğümüz modern yerli otomobilimizin yolunu aydınlatmış oldu.