Hepimiz başımızın içinde kendi kendimizle konuşuruz. Tahminen bugünkü planlarımızla ilgili, tahminen geçmişle alakalı, tahminen okuduğumuz bir şeyler üzerine… Pekala bu iç sesin kaynağı tam olarak ne?

Kafamızın içinde, hiç susmayan bir ses var. Kulağımızla duymasak da o sesi hep beynimizde yankılanırken duyuyoruz.
Muhtemelen birçoğumuz, çocukluğumuzdan itibaren bu sesin kaynağını merak etmişizdir. Bilimin penceresinden açıklayalım.
Bilim insanları, zihnimizdeki iç sesin kaynağını anlamak için yıllardır araştırmalar yapıyor.

Psikolog Peter Moseley bu husus ile alakalı “Zihnimizdeki seslerin kaynağını belirleyebilmek ve sağlıklı bireylerdeki işleyiş sürecini açığa çıkarabilmek, kötü tesirlere sahip iç seslerin ve diğer hayali seslerin denetim altına alınabilmesinde çok önemli rol oynayacak.” diyor.
Moseley ve kesimi olduğu araştırma ekibi de herhangi bir dış kaynak olmadan beynimizde nasıl kendi kendimize sesler duyabildiğimizi anlamaya odaklanmış durumda. Peki psikoloji tarihinde bu mevzudaki evvelki araştırmalar neler söylüyor?
İlk araştırmalar 1930’lu yıllarda yürütülmüş.

Rus psikolog Lev Vygotsky’ye göre iç sesimiz, konuşma yeteneğimizle birebir temaslı. Elektromiyografi ile yapılan müşahedeler de iç sesimiz esnasında gırtlağımızın aktif hâlde olduğunu ortaya koymuş durumda.
Ancak iç sesle ilgili asıl aydınlatıcı araştırmalar, 1990’lardan sonra yapıldı. Beynimizde bulunan ve konuşmadan sorumlu olan Broca alanı isimli bölge üzerinde yapılan araştırmalara göre iç sesimiz etkin olduğu sırada bu bölge de etkin hâle geliyor.
Bu da demek oluyor ki, kendi kendimize iç sesimizle konuşurken hem gırtlağımız hem de dış sesle konuşmaktan sorumlu olan Broca alanı faal hâlde.
“Gaipten ses duymak” dediğimiz fenomen de iç ses formu.

Gaipten sesler duymak da aslında bir iç ses formu ve bizden kaynaklanıyor. Gerçekten Broca alanı, bunasese dayalı yanılsamalarda da faal. Sorun ise beynimizin buna benzeyendurumlarda sesin kendimizden kaynaklandığını algılayamaması.
İç sesimizin kaynağı, net olarak hâlâ bulunabilmiş değil.

Bu ruhsal gizem üzerinde araştırmalar sürse de sonuç alma konusunda çok somut adımlar atabilmiş değiliz. Beynin prefrontal korteksi, Broca bölgesi, Wernicke bölgesi (dil manaya ile ilgili) ve temporal lobi yapıları iç sesi oluşturmada çok önemli rol oynuyor.
Ayrıca default mode network (varsayılan mod ağı) ismi verilen beyin ağı, dinlenme hâlindeyken bile faal olup, zihinsel gezintiler ve iç konuşmalarla kontaklı bulunuyor. Ancak iç sesin tam olarak nasıl ortaya çıktığı, kişisel farklılıkları ve şuurla olan bağlantısı hâlâ araştırılan bir bahis.