Uzaydan gelen kaya örneklerinde yaşam izi ararken laboratuvar ekipmanlarının azizliğine uğramak artık işten bile değil. Son araştırmalar, Mars meteoritlerinin analiz sürecinde elmas tozlarından alkole kadar pek çok yabancı maddeyle kirlendiğini kanıtladı.

Mars’ın tozlu yüzeyinde görev yapan Perseverance, gezegenin sırlarını saklayan kaya parçalarını titizlikle toplayıp “karnındaki” özel tüplerde biriktirmeye devam ediyor. Her ne kadar bu örneklerin Dünya’ya dönüş yolculuğu şu an için büyük bir belirsizlik bulutunun arkasında kalsa da bilim insanları şimdiden çok daha kritik bir soruya odaklanmış durumda: Bu değerli taşlar, laboratuvar masasına ulaştığında ne kadar saf kalacak?
Bask Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü son çalışma, uzaydan gelen bazı nadide parçaların analiz aşamasında hiç beklenmedik “davetsiz misafirlerle” tanıştığını kanıtladı. Üstelik bu kirleticiler sanıldığı kadar egzotik değil; liste başında tükenmez kalem mürekkebi, alkol ve elmas tozları yer alıyor.
Uzay biyolojisi ve jeolojisiyle uğraşan uzmanların en büyük kabusu, bilimsel literatürde “kontaminasyon” olarak bilinen kirlenme sorunu. Mars kaynaklı bir örnekte yaşam izi bulduğunu sanıp dünya çapında bir duyuru yaptıktan sonra, o izin aslında laboratuvardaki bir çalışanın sandviçinden bulaşan basit bir bakteri olduğunu fark etmek, bilim dünyası için tam bir yıkım anlamına geliyor. Henüz Perseverance’ın doğrudan getirdiği kaya örneklerine dokunamasak da Mars’tan kopup Dünya’ya düşen meteoritler üzerinden bu analiz süreçlerini test edebiliyoruz.
Temizlik mi, sessiz bir sabotaj mı?
Mars taşları Dünya atmosferine girerken aşırı ısındığı için dış yüzeylerinde yapay bir kabuk oluşuyor. Taşın gerçek kimliğini yansıtan iç kısmına ulaşmak isteyen araştırmacılar, bu kabuğu kesip cilalamak zorunda kalıyor. Ancak asıl tehlike tam bu noktada, yani taşın öze inme çabasında ortaya çıkıyor. İncelemeler, analiz sırasında kullanılan kesici aletlerin, yağlayıcıların ve hatta temizlik solventlerinin kayanın gözeneklerine sızdığını gösterdi. Bazı Mars örneklerinin içinde mavi tükenmez kalem mürekkebi bileşenlerine, hatta doğada bulunması imkansız olan “hostaperm menekşesi” adlı bir jel kalem pigmentine rastlanması, kirlenmenin ne kadar gündelik yollarla gerçekleştiğini ortaya koyuyor.
Kirlenme zinciri sadece mürekkeple de sınırlı değil. Kayayı kesmek için kullanılan elmas uçlu aletler taşın içine mikro elmas tozları bırakırken, bu tozları arındırmak için kullanılan etil alkol de kimyasal analiz sonuçlarını doğrudan etkiliyor. Applied Geochemistry dergisinde yayımlanan rapor, mevcut laboratuvar protokollerinin genel hatlarıyla doğru olduğunu kabul etse de bazı radikal değişikliklerin şart olduğunu savunuyor. Örneğin, etil alkol yerine izopropil alkol kullanılması ya da gözenekli yapıları bozmayacak daha hassas solventlerin tercih edilmesi bu önerilerin başında.
Görünen o ki, evrenin en büyük sırlarından birini çözmeye çalışırken, cebimizdeki kalemden elimizdeki alkole kadar her detayı yeniden sorgulamamız gerekecek…