Astronomlar yıllardır dev kütleli nesneleri sadece ağırlıklarına göre sınıflandırıyordu ancak James Webb’den gelen son veriler tüm bu sistemi tartışmaya açtı. 29 Cygni b isimli dev gök cismi, sınırları zorlayan yapısıyla gezegen ve yıldız arasındaki ince çizgiyi yeniden belirliyor.

Uzay boşluğunda süzülen devasa bir kütleye baktığımızda, onun bir gezegen mi yoksa sönük kalmış bir yıldız mı olduğunu anlamak her zaman göründüğü kadar kolay değil. Astronomi dünyası uzun zamandır bu ayrımı yaparken belirli ağırlık sınırlarına güvense de James Webb Uzay Teleskobu’ndan gelen son veriler, ezberlenmiş tüm bu tanımları sarstı.
Artık bir gök cisminin kimliğini belirleyen şey sadece terazideki ağırlığı değil, bizzat nasıl dünyaya geldiğiyle ilgili. Evrendeki bu karmaşanın odağında aslında iki temel oluşum hikayesi gizli. Kahverengi cüceler dediğimiz yapılar, aslında bir yıldız olma hayaliyle yola çıkıp büyük bir gaz bulutunun kendi içine çökmesiyle meydana geliyor. Ancak parlamaya yetecek kadar madde toplayamadıkları için çekirdeklerindeki hidrojen füzyonunu asla başlatamıyorlar. Diğer yanda ise gezegenler var. Onlar, tıpkı sistemimizdeki devler gibi, toz ve kaya parçalarının yavaş yavaş birikmesiyle, yani tabiri caizse “mutfakta” sıfırdan inşa edilerek devasa gaz kütlelerini üzerine çekiyor.
29 Cygni b: Sınırda yürüyen dev
Bilim insanlarının mercek altına aldığı 29 Cygni b isimli nesne, tam olarak bu iki dünyanın sınır çizgisinde. Jüpiter’in kütlesinden 15 kat daha ağır olması, eski kurallara göre onun bir kahverengi cüce sayılması için fazlasıyla yeterliydi. Fakat James Webb’in hassas gözleri bu dev kütlenin derinliklerine indiğinde, karşımıza bambaşka bir manzara çıktı. Bu dev kütledeki ağır elementlerin yoğunluğu, onun bir gaz bulutunun aniden çökmesiyle değil, katı bir çekirdeğin etrafında şekillenerek büyüdüğünü net bir şekilde ispatladı.
Özellikle nesnenin yörüngesi incelendiğinde, ev sahibi yıldızın dönüş ekseniyle sergilediği kusursuz uyum dikkat çekiyor. Bu hizalanma, tıpkı güneş sistemimizdeki gezegenler gibi, 29 Cygni b’nin de bir disk içindeki tozların birleşmesiyle oluştuğunu doğrulayan en büyük kanıtlardan biri.
Johns Hopkins Üniversitesi’ndeki araştırmacıların ulaştığı bu sonuç, uzaydaki devlere bakış açımızı tamamen değiştirmeeye aday. Görünüşe göre artık gök cisimlerine isim koyarken sadece kütlelerine bakmak yetmeyecek; onların çocukluk yıllarında hangi yollardan geçtiğini de sorgulamamız gerekecek.