enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
47,8845
EURO
55,4394
ALTIN
6.734,60
BIST
14.137,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
28°C
İstanbul
28°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Pazar Çok Bulutlu
28°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
29°C
Salı Açık
29°C

Efes’te toprağın altından çıkan 1200 yıllık sır

Efes Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında, terk edilmiş bir kanala gizlenmiş sıra dışı bir mezar bulundu. Bizans dönemine ait taş sandukayı açan arkeologlar, nadir bir genetik özellik taşıyan prematüre ikiz bebek iskeletleriyle karşılaştı.

Efes’te toprağın altından çıkan 1200 yıllık sır
28.07.2026 06:20
9
A+
A-

Tarihi Efes Antik Kenti’nde süren arkeolojik çalışmalar, Bizans dönemine ait bilinenleri değiştirecek nitelikte bir bulguya sahne oldu. Artemis Tapınağı çevresinde yürütülen kazılarda, zamanında terk edilmiş bir antik kanalın tam içine yerleştirilmiş taş sanduka bir mezar ortaya çıktı.

Taşlarla korumaya alınmış bu sandukanın içinden çıkanlar ise araştırmacıları şaşkınlığa uğrattı. İçeride, henüz doğmadan ya da dünyaya gözlerini açar açmaz hayatını kaybettiği anlaşılan prematüre ikiz bebeklere ait iskeletler yer alıyordu. Beşinci ile dokuzuncu yüzyıllar arasındaki döneme tarihlenen bu gömü, Efes’in bilinen resmi mezarlık sınırlarının tamamen dışında kaldığı için arkeologlar tarafından sıra dışı bir durum olarak değerlendiriliyor.

Kemiklerdeki nadir genetik detay

Laboratuvarda sürdürülen detaylı incelemeler, kemik gelişimine odaklanan uzmanların önemli tespitler yapmasını sağladı. İncelemelere göre anne karnındaki gelişim sürecini tamamlayamayan bebekler, henüz 33 veya 34 haftalıkken dünyaya geldi. İskeletlerin sanduka içinde yan yana, birbirine dokunacak şekilde yerleştirilmesi ikiz oldukları düşüncesini neredeyse kesinleştirse de son sözü yakında tamamlanacak DNA testleri söyleyecek.

Kalıntılarda herhangi bir darbe ya da belirgin hastalık izine rastlanmadı. Fakat bebeklerden birinde, boyun omuruna bağlı fazladan bir kaburga kemiği varlığı saptandı. Toplumda oldukça seyrek rastlanan bu kalıtsal yapının, erken doğum riskini ve bebek ölümlerini tetikleyen genetik unsurlarla bağlantılı olabileceği üzerinde duruluyor.

Dini gelenekler ile toplum ritüellerinin çatıştığı bu dönemde, bebeklerin kent mezarlığı yerine tapınağa yakın bu alana defnedilmesi arka planda farklı bir hikayeye işaret ediyor. Vaftiz edilemeden yaşamını yitiren minikler için ailelerin dini kurallar ile vicdani hassasiyetler arasında özel bir çözüm ürettiği tahmin ediliyor. Özenle hazırlanan taş korumalı mezar yapısı, yaşanan büyük acıyı ve ailenin gösterdiği derin saygıyı net biçimde ortaya koyuyor. Anne ve bebek kayıplarının sıkça yaşandığı o çağda, bu gizli defin işlemi antik insanın matem kültürüne dair çok değerli ipuçları sunuyor.

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.