Yıllardır kedi ve köpek alerjisi yüzünden evcil hayvan hayalini erteleyen milyonlarca insan için bilim dünyasından heyecan verici haber geldi. Geliştirilen yeni gen düzenleme tekniği sayesinde, tüylerinde ve tükürüğünde alerjen protein taşımayan özel yavrular dünyaya getirildi.

Genetik biliminde atılan devrim niteliğindeki adımlar, evcil hayvan hayali kuran milyonlarca alerji hastası için bambaşka bir dönemi başlatıyor. CRISPR gen düzenleme teknolojisinden faydalanan araştırmacılar, tüylerinde ve tükürüğünde alerjen protein barındırmayan ilk beagle cinsi köpekleri dünyaya getirmeyi başardı.
New York merkezli genetikçi Dr. Matt Walker‘ın kendi alerji sorununa çözüm arayışıyla başlayan bu süreç, hedeflenen geni devre dışı bırakıp hazırlanan yumurtaların taşıyıcı bir anneye nakledilmesiyle somutlaştı. 2024 yılında doğan Bailey ve ikiz kardeşi Alfie, yapılan tüm testlerde alerjenik protein taşımadıklarını kanıtladı. Üstelik Dr. Walker üzerinde uygulanan deri testlerinde Poodle ve Goldendoodle gibi türler reaksiyon tetiklerken, bu özel yavrulardan alınan örnekler en ufak bir reaksiyona dahi yol açmadı.
Genetik müdahaleyle gelen hipoalerjenik evcil hayvanlar
Halk arasında Poodle veya Cockerpoo gibi az tüy döken türler hipoalerjenik olarak bilinse de aslında bu ırklar da diğerleriyle aynı alerjen proteinleri üretmeye devam ediyor. Geçmişteki klonlama denemeleri ise hem sağlıksız yavruların doğmasına neden olmuş hem de genetik çeşitliliği kısıtlamıştı.
Walker’ın kurduğu Kindred Companion Sciences firması, Nobel ödüllü bu yöntemi farklı ırklara da yayarak tamamen alerjisiz köpek hatları oluşturma peşinde. New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesinden Profesör Arthur Caplan da bu gelişmenin, daha önce evcil hayvan besleyemeyen kişilerin önünü açtığı görüşünde. Ancak uzmanlar, söz konusu mutasyonun doğada ender de olsa görülebilmesi sebebiyle yavruların sağlığı açısından risk görmese de temkinli yaklaşımı elden bırakmıyor.
Takip süreci ve tıp dünyasındaki kuşkular
Alerjisiz bir beagle sahibi olmak isteyen hayvan severlerin önünde henüz uzun bir bekleme süresi var. Bilim insanları, yapılan müdahalenin uzun vadeli etkilerini gözlemlemek amacıyla Bailey ve Alfie’yi titiz bir izleme sürecine tabi tutuyor.
Texas Üniversitesi Southwestern Tıp Merkezinden patolog Dr. Jeff SoRelle, devre dışı bırakılan gen ana faktör olsa da tek unsur olmadığına dikkat çekerek yöntemin insanlardaki kesin etkisini doğrulamak için daha fazla araştırma gerektiğini vurguladı. Tüm bunların yanı sıra, genetik düzenlemeyle üretilen bu özel ırkların yaygınlaşması halinde barınaklarda ve sokaklarda yuva bekleyen diğer hayvanların sahiplenilme oranlarının düşebileceği düşüncesi de sektör uzmanlarında ciddi bir endişe yaratıyor.