enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
47,5420
EURO
54,8612
ALTIN
6.216,54
BIST
13.458,10
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Az Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
32°C
Çarşamba Açık
32°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
31°C

Bilim insanlarından ters etki uyarısı: Moraliniz bozukken kedinizi rahat bırakın

Yeni bir araştırma, yoğun stres altındayken kedilere sarılmanın ya da onlarla yakın temas kurmanın insan psikolojisini olumlu etkilemediğini, aksine negatif duyguları çok daha keskin hale getirerek durumu kötüleştirdiğini ortaya koydu.

Bilim insanlarından ters etki uyarısı: Moraliniz bozukken kedinizi rahat bırakın
18.06.2026 04:40
13
A+
A-

Evcil hayvanların insanların ruh hali üzerindeki olumlu etkileri öteden beri biliniyor. Ancak yoğun stres altındaki anlarda bu durumun tamamen yön değiştirmesi de mümkün. Canımız sıkıldığında ya da kendimizi baskı altında hissettiğimizde, teselliyi hemen yanı başımızdaki patili dostlarımızda arıyoruz. Oysa bilim insanları, özellikle kediler konusunda beklenmeyen bir uyarıda bulundu.

Hollanda Açık Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir araştırma, stresli anlarda kedilere sarılmanın veya onlarla yoğun şekilde etkileşime girmenin insanı teselli etmek bir yana, durumu daha da kötüleştirebildiğini ortaya koydu. Uzmanlar, evcil hayvanlarla kurulan temasın ani stres anlarında sanıldığı gibi koruyucu bir kalkan görevi görmediğini belirledi.

Araştırma ekibi, evcil hayvan sahiplerinin günlük yaşamdaki stres anlarında hayvanlarıyla nasıl etkileşime girdiğini anlamak için kapsamlı bir çalışma başlattı. Katılımcılar beş gün boyunca günde tam 10 kez ne hissettiklerini, o an neyle meşgul olduklarını ve hayvanlarıyla temas kurup kurmadıklarını rapor etti. Genel verilere bakıldığında, normal zamanlarda kedi veya köpekle vakit geçirmek insanlara fazlasıyla pozitif enerji veriyor. Ancak işin içine ani bir stres girdiğinde işler değişiyor.

Araştırmanın başyazarı Dr. Mayke Janssens, köpeklerle kurulan temasın yoğun stres anlarında nötr kaldığını, yani olumsuz duyguları azaltmadığını belirtiyor. Kedilerde ise durum daha çarpıcı; stresli anlarda kedisiyle daha fazla ilgilenen sahiplerin negatif duygularının çok daha keskinleştiği, hatta kendilerini daha kötü hissettiği görülüyor.

Kedilerin mesafeli doğası ve evcilleşme sırrı

Bilim insanları bu durumun, kedilerin doğasından ve insanla kurduğu ilişkinin yapısından kaynaklandığını düşünüyor. Köpeklere kıyasla kedilerle olan etkileşimler genellikle daha pasif ve daha az talepkar bir seyir izliyor. Çalışmanın ortak yazarlarından Dr. Sanne Peeters, stres anında kediyle yoğun bir bağ kurmaya çalışmanın kişide duygusal olarak aşırı bir hassasiyet ve yüklenme yarattığını, bunun da stres anında ihtiyaç duyulan sakin destek arayışıyla uyuşmadığını ifade ediyor. Kedi veya köpek beslemek insana yalnız olmadığını hissettiriyor ve harika bir arkadaşlık duygusu sunuyor olsa da, bu fayda, stresin tam olarak meydana geldiği o kriz anında işe yaramıyor. Hayvanın sadece odada sessizce var olması, onunla zorla bağ kurmaya çalışmaktan çok daha fazla duygusal faydaya sahip.

Macaristan’daki Eötvös Loránd Üniversitesi’nin yaptığı bir başka bağımsız araştırma da kedilerin bu bağımsız ve mesafeli tavrını destekleyen cinsten. Uzmanlar; eğitimsiz köpeklerin, kedilerin ve henüz iki yaşında bile olmayan bebeklerin, tanıdıkları bir insanın kayıp bir eşyayı ararken verdikleri tepkileri ölçtü. Testler sonucunda çocukların ve köpeklerin dörtte üçünden fazlası eşyanın yerini göstererek ya da onu bizzat getirerek insana yardım etmeye çalıştı. Kediler ise olup biteni sadece uzaktan izlemekle yetindi. Kayıp nesne kendi en sevdikleri ödül maması ya da oyuncak olmadığı sürece kılını bile kıpırdatmayan kedilerin bu tavrı, tarihsel gelişimleriyle açıklanabilir.

Bilim dünyası, köpeklerin aksine kedilerin binlerce yıl önce insan eliyle iş birliği için eğitilmediğini, aksine kendi kendilerine yanımızda yaşamayı tercih ettiklerini hatırlatıyor. Sırf aynı evi paylaşıyor ve onlarla güçlü bir sevgi bağı kuruyoruz diye, kedilerden insanlarınkine benzer ani bir yardım veya empati refleksi beklemenin biyolojik olarak haksızlık olduğunu artık daha iyi anlıyoruz. Dolayısıyla iş yerinde ya da günlük hayatta çok bunaldığınız bir an yaşarsanız, kedinizi zorla kucağınıza alıp teselli beklemek yerine, ona sadece uzaktan bakıp kendinizi sakinleştirmek için başka bir yol denemek çok daha mantıklı bir seçenek olabilir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.