Uzun bir müddettir okuduğunuz kitabın son sayfasına geldiğinizde içinizi bir hüzün kapladı mı? ya da bir dizinin son kısmını izledikten sonra büyük bir kaybetmişlik duygusu hissettiniz mi? Emin olun yalnız değilsiniz.

Bir dizi, sinema, kitap ya da tv gösterisini izlemeyi bitirdikten sonra oradaki karaktere ya da karakterlere duyduğunuz özlem, çoğu kişinin yaşadığı bir durum.
Ancak neden bu türlü bir şey yaşıyoruz? Yani bir medya karakterine neden özlem duyuyoruz?
Bir sanatçı, dizi oyuncusu ya da kurgusal karakterlerle kurulan samimi bağ, parasosyal ilgi olarak isimlendiriliyor.

Bu durum bir medya kullanıcısının, bir medya kişiliği ile kurduğu tek taraflı bir bağ. Aslında bu bağın birçok çeşidi var. Örneğin birtakım durumlarda hissedilen hisler olumsuz olabilirken bazen ise romantik bir boyuta evrilebiliyor.
Ayrıca öncelikle tüm bu ilişkiler elbette tek taraflı. Zira karakterin davranışları ya da sözleri izleyiciyle ulaşıyor fakat izleyicinin tepkisi tabii ki o karaktere ulaşmıyor.
İkinci olarak, tüm bu parasosyal bağ cinsleri ünlü bireyler ile kuruluyor. Bu ünlü medya karakterleri çoklukla şöhret ve servet açısından izleyiciden daha üst bir statüde yer alıyor.
Bu karakterin cazipliği ve bir insanın arzu edebileceği çoğu şeye sahip olması ise bu parasosyal alakayı başlatan temel etmen oluyor. Tekrar bu çekicilik sadece fizikî manada değil, sosyal açıdan da insanları tesiri altına alabiliyor.
İzleyici, medya kişiliği ile parasosyal bir etkileşime girerken, aslında bunun bir yanılsama olduğunun farkında.

Bu sebeple o karakter, kimi durumlarda istemsizce hayali bir arkadaş pozisyonuna geçebiliyor. Böylelikle parasosyal bağ, kişilerarası arkadaşlığa benzemeye başlıyor ve iki insanın gerçek etkileşimlerinin yerini alabiliyor.
Televizyon gösterilerindeki, dizilerdeki, sinemalardaki ya da kitaplardaki kurgusal karakterler, aslında insanların sosyal baskıyla hiç karşılaşmadan bir cins etkileşim kurmasını sağlıyor. Bu sayede reddedilme riski de ortadan kalkıyor ve diğerleriyle yakınlık kurmak daha kolay oluyor.
Araştırmalara göre gerçek hayatta bağlanmadan kaçınan şahıslar, parasosyal etkileşimlere daha çok giriyor.

Yani gündelik hayatta çok fazla arkadaşlık kuramayan ya da etrafındaki insanlarla irtibatı iyi ve daima olmayan şahıslar, kurgu karakterlere güya gerçekmiş gibi yaklaşıyor. Tekrar bağlanma tasası olan şahıslar de parasosyal ilişkileri daha çok tercih ediyor.
Aslına bakarsınız bu durum çok yaygın ve sıhhatsiz da sayılmaz. Yani sizinle başarılara ulaşmış, geçmişte benzeyenzorlukları çekmiş bir kişiyi beğenmek ve sosyal medyada takipçisi olmak doğal bir istek.
Hatta reddedilme ihtimali olmadığı için, özgüven sorunu yaşayan yahut utangaç olan kişiler bu sayede kendilerini güvende hissedebiliyor. Fakat bu parasosyal münasebet şayet çok fazla vaktinizi alıyorsa sıhhatsiz bir hâl de alabilir. Bu stil bir durumda yardım almak en doğrusu olacaktır.