Bilim insanları kedilerin idrar kokusu üzerinden birbirlerini nasıl ayırabildiklerini biyokimyasal olarak kanıtladı. Araştırmalar, idrardaki özel yağ asitlerinin her kediye değişmeyen bir koku kimliği sunduğunu gösterdi. Böbreklerdeki asırlık gizemli damlacıklar da böylece çözüldü.

Evcil kedilerin sınırlarını işaretlerken veya hemcinsleriyle iletişim kurarken başvurdukları yöntemler, bilim dünyasının uzun süredir mercek altına aldığı konular arasında. Bu kimyasal iletişimin merkezinde bulunan idrar kokusu, aslında sanılandan çok daha karmaşık bir biyokimyasal altyapıya sahip.
19 Ağustos tarihli Current Biology dergisinde yayımlanan çalışma, kedigillerin birbirini doğrudan idrar bileşenleri üzerinden teşhis ettiğini gösterdi. Sistem, her kedide farklılaşan dallanmış zincirli yağ asitleri (BCFA) sayesinde bireysel bir kimyasal kimlik kartı gibi çalışıyor.
Iwate Üniversitesi araştırmacısı Masao Miyazaki liderliğindeki ekip, kedilerin kokuları analiz ederken ağızlarını hafifçe araladığı flehmen refleksini temel alan bir dizi test gerçekleştirdi. Canlıların ağız boşluğundaki vomeronasal organa feromon yönlendirmesini sağlayan bu tepki, deney sırasında kritik veriler sundu. Aynı kediye ait örnekler koklatıldığında tepki süresi giderek kısalırken, ortama yabancı bir bireyin idrarı dahil edildiğinde refleks aniden yeniden hareketlendi. Sıvı kromatografisiyle yapılan bileşen analizleri, kedilerin özellikle BCFA moleküllerinin yoğunlaştığı bölümlere belirgin ilgi gösterdiğini ortaya koydu. Buharlaşma yaşansa bile bu bileşikler en az 24 saat boyunca yapısını koruyarak kokusal izi taze tutabiliyor.
Yaklaşık yüz yıllık organ sırrı çözüme ulaştı
Kimyasal izin kaynağını derinlemesine araştıran bilim insanları, kedigillerin böbrek korteksinde bulunan gizemli lipid damlacıklarına ulaştı. Yaklaşık bir asırdır işlevi tam olarak kavranamayan bu yağ yapıları, kedinin beslenme düzeni değişse dahi BCFA profilinin sabit kalmasını sağlayan bir depo işlevi üstleniyor.
Aslan ile kaplan gibi vahşi türlerde de benzer şekilde tespit edilen bu damlacıklar, türler arasında sayı ve çeşitlilik bakımından farklılıklar gösteriyor. Bu durum, söz konusu kimyasal yapının evrimsel süreçte biçimlendiğine işaret ediyor. Araştırmacılar ilerleyen aşamada bu böbrek içi mekanizmaları detaylandırarak, evcil kedilerde sıkça rastlanan kronik böbrek rahatsızlıkları ile koku deposu arasındaki olası bağları ortaya çıkarmayı planlıyor.