enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,5176
EURO
52,9944
ALTIN
6.644,89
BIST
14.367,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Pazar Hafif Yağmurlu
22°C
Pazartesi Az Bulutlu
20°C
Salı Az Bulutlu
24°C
Çarşamba Az Bulutlu
22°C

Nesli tükenmekte olan balığı kurtarırken her şeyi birbirine kattılar

Amerika’daki bütçe kesintileri ve işten çıkarılma korkusu, bilim dünyasında benzeri görülmemiş bir aceleye sebep oldu. Dünyanın en nadir balık türünü kurtarmak isteyen araştırmacılar, laboratuvarda ürettikleri canlıları genetik test yapmadan vahşi doğaya bırakınca işler karıştı.

Nesli tükenmekte olan balığı kurtarırken her şeyi birbirine kattılar
16.05.2026 22:00
3
A+
A-

Dünyanın en nadir balık türlerinden biri olan Şeytan Deliği dişli sazancığının (Devil’s Hole pupfish) hayatta kalma mücadelesi uzun yıllardır bitmek bilmiyor. Geçmişte Nevada sakinlerinin tepkisini çeken, hatta yumurtalarının çiğnemesine kadar varan gerilimlerin merkezindeki bu canlı, şimdilerde çok daha karmaşık bir krizle karşı karşıya. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bütçe kesintileri ve idari baskılar yüzünden bilim insanları, türün vahşi doğadaki takibini kaybetme noktasına geldi.

Ölüm Vadisi Ulusal Parkı’ndaki tek bir mağara havuzunda yaşayan bir tür için “takibi kaybetmek” ilk başta kulağa tuhaf gelebilir. Araştırmacıların asıl çözemediği sorun balıkların nerede olduğu değil, hangisinin vahşi hangisinin laboratuvarda üretilmiş olduğunu ayırt edememekten kaynaklanıyor.

Şeytan Deliği dişli sazancığı, 2025 yılında nüfusunun sadece 20 bireye kadar gerilemesiyle adeta yok oluşun eşiğine geldi. Oysa bundan sadece bir yıl önce, popülasyon son 25 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştı ve bu ani düşüş bilim dünyasında şok etkisi yarattı. Kış aylarında peş peşe yaşanan iki deprem, havuzdaki dalgalanmaları tetikleyerek balıkların ana besin kaynağı olan algleri tamamen yok etti. Mevsim gereği güneş ışığının da yetersiz olması nedeniyle besinler yeniden büyüyemedi ve canlılar açlıkla burun buruna geldi.

Tam bu süreçte, Elon Musk’ın liderliğindeki Hükümet Verimliliği Bakanlığı federal çevre ajanslarında ciddi bütçe kesintilerine gitti. İşlerini kaybetme korkusu yaşayan ve fonların kesilmesinden endişe eden bilim insanları, türü kurtarmak adına acele bir karar almak zorunda kaldı. Laboratuvar ortamında koruma altında üretilen balıklar, son bir çare olarak doğrudan Nevada’daki bu vahşi havuza bırakıldı.

Genetik veriler olmadan yapılan kritik hamle

Esaret altında büyütülen canlıların vahşi doğaya salınması, Bermuda salyangozu örneğinde olduğu gibi birçok türü yok olmaktan kurtaran başarılı bir yöntem olarak biliniyor. Fakat uzmanlar, bu iki popülasyonu birbirine karıştırmadan önce mutlaka genetik örneklerin alınması gerektiği konusunda hemfikir. Bilim insanları üzerlerindeki yoğun işten çıkarılma baskısı nedeniyle bu adımı atlayınca, havuzdaki eski balıklar ile yeni gelenler teknik olarak birbirine karıştı.

Kaliforniya Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren genetik uzmanı Christopher Martin, araştırmacıların o anki ağır baskı altında ellerinden gelen en iyi kararı verdiğini belirtiyor. Ancak bu acele operasyonun faturası bilimsel açıdan ağır olmuş durumda. Martin, yeni nesillerin hangisinden ürediğini ya da laboratuvar balıklarının vahşi popülasyona nasıl bir katkı sağladığını artık genetik veri eksikliği nedeniyle takip edemediklerini söylüyor.

Yapılan en son sayımlara göre, Şeytan Deliği havuzunda şu an 77 balık hayatına devam ediyor. Hangi balığın hangi kökenden geldiği bilinmese de koruma biyologları mevcut tablonun sıfırdan çok daha iyi olduğunu savunuyor. Uzmanlar, bazı bilimsel soruların cevapsız kalmasının, bir türün tamamen yok olmasına izin vermekten çok daha kabul edilebilir bir risk olduğu konusunda hem fikir.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.