Bugüne kadar dağların zirveleri sadece sığınak sanılıyordu ancak yeni bir keşif bu tezi çürüttü. Pireneler’deki Cova 338 mağarasında bulunan binlerce yıllık kalıntılar, antik çağ insanının sanıldığı gibi sadece hayatta kalmaya değil, metal üretimine odaklandığını gösteriyor.

Tarih öncesi insanın yaşam alanlarını genellikle verimli ovalar veya su kenarlarıyla özdeşleştiririz. Ancak İspanya’nın Katalan Pireneleri’nde, deniz seviyesinden tam 2.235 metre yükseklikte bulunan bir mağara, bu geleneksel bakış açısını temelinden sarsıyor.
Núria Vadisi’nde keşfedilen “Cova 338“, antik toplulukların zorlu zirveleri sadece geçici bir sığınak olarak değil, organize bir ekonomik merkez şeklinde kullandığını kanıtladı. Autonomous University of Barcelona ve IPHES-CERCA ekiplerinin yürüttüğü titiz kazı çalışmaları, şaşırtıcı bir sürekliliği de beraberinde getirdi. Veriler, bu dondurucu yüksekliğin M.Ö. 5.000’den M.S. 1.000’e kadar tam dört bin yıl boyunca kesintisiz bir hareketliliğe sahne olduğunu gösteriyor. Bilim dünyasının “insanlar buralara sadece çaresiz kalınca sığınır” şeklindeki yerleşik kabulü, bu mağarayla birlikte yerini planlı bir stratejinin ürünü olan sanayi faaliyetlerine bıraktı.
Mağara tabanındaki gizemli yeşil taşlar
Arkeologların mağara zemininde karşılaştığı manzara, oradaki yaşamın teknik derinliğini gözler önüne serdi. Boz ayı dişleri, seramik kalıntıları ve zarif deniz kabuğu kolyelerin arasında yaklaşık 200 adet yeşil kaya parçası bulundu. Yapılan incelemeler, bu parçaların Bakır Çağı’nın en önemli cevherlerinden biri olan “malahit” olduğunu netleştirdi.
Mağaranın içindeki 23 farklı ateş noktasında yapılan incelemeler, bu yeşil madenlerin bilinçli bir işlemin parçası olduğuna işaret ediyor. Isıya maruz kalan malahit parçaları, antik insanların burada sadece ısınmadığını, aynı zamanda bakır elde etmek için maden eritme faaliyetleri yürüttüğünü gösterdi. Mağaradaki diğer eşyaların yanmamış olması, ateşin tamamen metal üretimi odaklı ve kontrollü kullanıldığını doğruladı.
Günümüzde bile ulaşımın ancak yaya olarak sağlandığı bu sarp coğrafya, antik çağ toplulukları için bir engel olmaktan ziyade bir cazibe merkeziydi. Cova 338’deki bulgular kesinleşirse, burası Batı Avrupa’nın bilinen en eski bakır işleme tesislerinden biri unvanını alacak. Bu keşif, Pireneler’in tarih öncesi çağlarda üretim stratejilerinin tam kalbinde yer alan canlı bir bölge olduğunu kanıtlıyor.