artık çalışmayan eski uyduları ortadan kaldırmak için tercih ettiğimiz ana usul, onları atmosfere geri sokmak ve yanmalarını sağlamak. ama bu metot, aslında bize faydadan çok zarar veriyor olabilir.

Dünya’mızın etrafına saçtığımız uzay çöplerinden ve artık kullanılmayan uydulardan kurtulmanın yıllardır kullandığımız ana yolu, bunları Dünya atmosferine yeniden çekerek orada yanmalarını sağlamak. Bilim insanları, bunun çoklukla nispi olarak inançlı olduğunu varsaydılar. Ancak yeni araştırmalar, yeniden girişte uyduların yakılmasının atmosferde metal parçacıklar bıraktığını öneriyor.
Atmosferde metal parçacıklarının kalmasının iyi bir şey olmamasının pek çok farklı sebebi bulunuyor. Business Insider’ın da bildirdiği üzere, bu sebeplerden biri kutupsal stratosferik bulutların ortaya çıkmasına sebep olabilmeleri. Bu bulutlar gökkuşağı renginde ve hoş gözüken bulutlar olsalar da, aslında ozon katmanına zarar verebilirler.
Şu anda gezegenimizin etrafındaki uzayda ne kadar çöpün parıldadığını ve daima olarak yörüngeye kaç tane uydu yerleştirdiğimiz düşünülürse, bunların yeniden girişte yanmalarının mümkün risklerini anlamak geleceğimiz için çok önemli. Yeniden de,paniğe kapılmamamız ve sonumuzun geldiğini düşünmememiz gerekiyor. Bilim insanları, uyduların yakılmasıyla geride kalan metal parçacıklarının atmosferde kaldığını kanıtlayabilirlerse, duruma daha iyi bir tahlille yaklaşmaya çalışabiliriz. Örneğin, birtakım uzay ajansları şimdiden ahşap uydular kullanmak epey farklı fikirleri test ediyor.
Ozon katmanı, gezegenimizin global sıcaklıkları için kritik bir kıymete sahip olduğundan ötürü, yanan uyduların ozon katmanına verebileceği muhtemel zararı anlamak da derecede önemli. Geçtiğimiz yüz yıl boyunca insan faaliyetleri yüzünden zati zarar görmüş olan ozon tabasının daha fazla zarar görmesi, iklim değişikliğiyle ilgili daha fazla meseleye neden olabilir.
Böyle bir durum, halihazırda yaşadığımız meseleleri daha da kötüleştirecek ve Antarktika buz sahanlıklarıi çok önemli bölgelerde erime suratını artıracaktır. Şayet bu gerçekleşirse, kendimizi sahiden çok farklı bir dünyayla karşı karşıya bulabiliriz.