Yüzümüzün en belirgin noktası olan burnumuz, aslında 24 saat boyunca görüş alanımızın merkezinde duruyor. Ancak beynimiz bizi odak sorunu yaşamaktan ve baş ağrılarından korumak için bu devasa nesneyi görüntüden başarıyla siliyor.
Zorlu bir kararla karşılaştığınızda 'üzerine uyu' tavsiyesi bilimsel olarak kanıtlandı. Uyku sırasında beynimiz aktif bir konsolidasyon sürecine girerek çözümsüz gibi görünen problemlere yaratıcı çözümler bulabiliyor.
El parmaklarımızla piyano çalabilirken ayak parmaklarımızın bu kadar "hantal" kalması bir tesadüf değil. Biyolojik antropologlar, dik yürümenin bedelini ve beynimizin parmaklarımıza ayırdığı o devasa "işlemci gücünü" açıkladı.
Zamanın yaşla birlikte hızlandığı hissi, pek çok insan için geçerli bir durum. Psikoloji ve nörobilim uzmanları, şimdi bu ilginç durumun neden meydana geldiğini anlamaya çalışıyor.
Bilim insanları, mor rengin aslında fizikî olarak var olmadığını ve beynin kırmızı ile mavi ışık dalga uzunluklarını birleştirerek bu rengi oluşturduğunu söylüyor. Bu enteresan algı süreci, renklerin tabiatına dair yeni bir bakış açısı sunuyor.
Ortamızda bir kelimeyi, ismi ya da kavramı hatırlamak üzereyken tam da lisanımızın ucundaymış gibi hissedip ama bir türlü çıkaramama durumunu yaşamayan yoktur. Son derece hudut bozucu olan bu durum, kişiyi o kelimeyi bulana kadar rahat hissettirmez.
Unutkanlıktan her zamanşikâyet edebiliyoruz. Anahtarın nerede olduğunu unutmak yahut geçmişten birisinin ismini hatırlamamak. Genelde can sıkıcı olsa da aslında unutkanlık, beynimizin bizi müdafaa tekniklerinden biri. Nasıl mı?
Gecenin geç saatlerinde, gözleriniz yavaşça kapanırken aniden aklınıza harika bir fikir geldiği oluyor mu? Uyumak için en son düşündüğünüz şey, tahminen de gün boyunca üzerinde baş yorduğunuz bir sorunun tahlili mü oluyor?