Yarım asır önce dalga geçilen teori artık ana akım bilimin merkezinde. Araştırmacılar, evrenin tıpkı bir kara delik gibi döndüğünü ve her kara deliğin yeni bir evrene kapı açtığını iddia ediyor. Peki o zaman biz başka bir evrende ölen bir yıldızın kalbinde mi genişliyoruz?
DESI teleskobundan gelen yeni veriler karanlık enerjinin zamanla zayıflayabileceğini gösteriyor. Eğer sonuçlar doğrulanırsa evrenin kaderi hakkındaki teoriler değişebilir ve fizikçiler gizli ekstra boyutları yeniden ciddi biçimde tartışabilir.
Evrenin başlangıcı sandığımız yer aslında bir perde miydi? Yeni sayısal kozmoloji çalışmaları, Büyük Patlama’nın öncesine dair ilk ciddi ipuçlarını sunuyor. Üstelik sonuçlar beklendiği gibi değil.
Evrenin şekline dair yapılan ölçümler, mekânsal olarak "düz" olduğunu gösteriyor. Bu durum, ya uzayın sonsuz bir düzlük gibi yayıldığı ya da bir torus (donut) şeklinde kendi içine kapandığı anlamına geliyor. Mevcut teknolojimiz, bu iki şaşırtıcı olasılıktan hangisinin doğru olduğunu ayırt edemiyor.
Yeni bir teori, madde ve antimadde yok olmasıyla enerji üreten "yamyam yıldızların" kısa süreliğine evreni aydınlattığını iddia ediyor. Bu egzotik yıldızların çoğu da kara deliğe dönüşerek kaybolmuş olabilir.
Bilim insanları, Büyük Patlama’dan yalnızca 920 milyon yıl sonra oluşmuş, teorik büyüme sınırının çok üzerinde hızla gelişen bir kara delik keşfetti. Bu gözlem, erken evrendeki kara deliklerin oluşumuna dair yeni sorular doğuruyor.
Evrenin nasıl sonlanacağına dair uzun süredir kabul edilen görüşler değişiyor. Yeni araştırmalar, evrenin sonsuza dek genişlemek yerine, bir gün kendi içine çökerek başka bir “Büyük Patlama” ile sona erebileceği ihtimalini gündeme getiriyor.
Bilim insanları, James Webb Uzay Teleskobu verileriyle evrenin bir köşesinin en detaylı haritasını çıkardı. 800 binden fazla galaksiyi içeren bu harita, 13 milyar yıl öncesine, yani evrenin bebeklik dönemlerine bakış atmamızı sağlıyor.