enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,9960
EURO
52,5763
ALTIN
6.758,24
BIST
14.335,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
22°C
Pazar Açık
20°C
Pazartesi Az Bulutlu
17°C
Salı Açık
16°C

Yapay Zekâya Sorduk: Sevr Muahedesi Geçerli Olsaydı Bugün Türkiye Nasıl Olurdu?

Sevr Muahedesi geçerli olsaydı Türkiye’de günlük hayat, kültürel yapı ve toplumsal dokudan siyasete kadar pek çok şey değişirdi. Tam olarak neler olacağını yapay zekâya sorduk…

Yapay Zekâya Sorduk: Sevr Muahedesi Geçerli Olsaydı Bugün Türkiye Nasıl Olurdu?
18.11.2024 03:40
13
A+
A-

Sevr Antlaşması’nın geçerli olmasıyla Türkiye’nin bugünkü hâlinden çok farklı bir dünya ortaya çıkacağı kesin.

Biz de yapay zekâya, tarihin seyrini değiştirecek bir alternatif senaryo sorduk: Sevr geçerli olsaydı neler olurdu?

Bölge bölge ayrılmış bir Türkiye olurdu.

Erzurum, Van ve Bitlis aynıi kentleri kapsayan, Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermenistan kurulacaktı. Bugün Türkiye sonları içinde yer alan bu bölgelerde farklı bir hükûmet, lisan ve kültür hâkim olabilirdi. Ermeni tesiriyle kiliseler, meydanlar ve il dokusu tamamen farklılaşmış bir görüntü sunabilirdi.

Güneydoğu Anadolu’da bağımsızlık için referandum hakkı tanınmış bir Kürt özerk bölgesi kurulacaktı. Diyarbakır, Şırnak ve Hakkâri kentler tahminen de bağımsız bir Kürt devletinin modülü olurdu. Sınır kapılarında pasaport denetimleri yapılır, bambaşka bir kültürel mozaik ortaya çıkardı.

İzmir bir Yunan kenti olarak yeniden şekillenecekti. Kıyı kasabalarında Yunan kahveleri, meydanlarda Atina’ya selam duran heykeller, Ege kıyılarında Yunan bayrakları dalgalanırdı. Batı Anadolu, Yunanistan’ın ayrılmaz bir kesimi olarak kalır ve yerli Türkler azınlık durumuna düşebilirdi.

Ekonomik bağımsızlık yalnızca bir hayal olurdu.

Türkiye’nin her türlü ekonomik faaliyeti İtilaf Devletleri’nin denetimi altına alınırdı. Bugün bildiğimiz Türk Lirası yerine tahminen de çeşitli yabancı para üniteleri kullanılacak, yerli endüstriden söz etmek imkânsız hâle gelecekti. Osmanlı Bankası gibi yabancı bankaların ekonomik gücü daha da artar, Türkiye’nin finansal sisteminde dışa bağımlı ve zayıf bir yapı hâkim olurdu.

Kendi topraklarında dahi kontrolden uzak bir ülke…

Boğazlar, İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerindeki egemenlik tamamen yitirilmiş olacaktı. Bu stratejik noktalar, uluslararası bir kurulun kontrolüne bırakılacak, Türkiye kendi topraklarında dahi denetim sahibi olamayacaktı. Hatta tahminen de İstanbul’da büyük bir “uluslararası yönetim bölgesi” kurulacak ve farklı ülkelerin bayrakları altında bir “dünya başkenti” havası oluşacaktı.

Farklı yasal sistemler olabilirdi.

Her bölgenin kendine mahsus bir tüzel sistemi olabilirdi. Örneğin, Ermenistan denetimindeki bölgelerde Ermeni Medeni Kanunu, Kürt özerk bölgesinde ise Kürt geleneklerine dayalı bir kanun sistemi uygulanabilirdi. Bu durum, halk arasında önemli hukuki boşluklar ve uyumsuzluklar yaratır, şahsî hak ve özgürlükler bölgeden bölgeye değişiklik gösterirdi.

Modernleşme ve Cumhuriyet olmazdı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm çağdaşlaşma atılımları ve ıslahatları gerçekleşemezdi. Kadın hakları, laik eğitim sistemi, uygar yasal ilerlemelerin hiçbiri yaşanmazdı. Bugünkü çağdaş Türkiye yerine, yarı-sömürge olmuş ve iç işlerinde daima İtilaf Devletleri’nin tesiri altında kalmış, geri kalmış bir ülke söylediği söz edilen olabilirdi.

Bölgesel çatışmalar görürdük.

Türkiye, Orta Doğu ve Balkanlar üzerindeki tesirini kaybederdi. Bu durum Türkiye’yi, coğrafyasına karşın etkisiz bir ülke hâline getirirdi. Hatta sınır çatışmaları ve iç düzensizlikler kaçınılmaz olurdu. Etrafında Ermeni, Kürt, Yunan devletleriyle çevrili, küçük bir Türkiye’nin güvenliği daima tehdit altında olur, komşularıyla sık sık gerginlikler yaşanırdı.

Orta Doğu petrollerinden ya da ticaret yollarından hisse almak şöyle dursun, Türkiye bu bölgeyi korumakta ve denetim etmekte tamamen başarısız kalırdı.

Toplumsal yapıdaki dramatik değişiklikler…

Bugün bildiğimiz Türk kimliği, kültürel çeşitlilik ve toplumun birbirine kaynaşmış yapısı oluşamazdı. Siyasi istikrarın sağlanması çok zor hâle gelir, halkın farklı kısımlarının kendini temsil etmesi zorlaşırdı. Zamanla bu parçalanmış yapı, Osmanlı’nın çok milletli sistemi gibifakat kontrolü çok daha zor bir demografik yapı meydana getirirdi.

Türkiye’nin her bir bölgesinde farklı dini ve kültürel bayramlar resmi tatil olarak kutlanabilirdi. Mesela Ermeni bölgelerinde Vartavar Festivali (Ermenilerin klasik yaz festivali) büyük bir coşkuyla kutlanırken, Ege bölgesinde Yunan milli bayramları merasimlerle anılırdı.

Özetle Türkiye’nin toplumsal yapısı, kültürü ve günlük hayatı, alışılmışın çok dışında ve karmaşık bir yapıya dönüşebilirdi.

Yapay zekâya sorduğumuz diğer içeriklerimiz:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.