Ben hiç eleştirilmiyorum diyen yoktur kesinlikle. Pekala eleştirildiğinizde ne yaparsınız? Birçok insan direkt savunmaya mı geçersiniz, yoksa işe yarayan daha iyi bir yolunuz mu var?

Bazı kişiler kendilerine yapılan tenkitler karşısında çok sakin kalabilirken, birtakım bireyler de derhal sinirlenip parlar. Bunun neden bu türlü olduğuna dair kendinizce bir anlayışa sahip olsanız da bilim insanları ve araştırmacılar farklı düşünüyor olabilir.
Bu durumu açıklamak için araştıran çok sayıda bilim insanı var. Örneğin Jay T. Knippen ve Thad B. Green, 1996 yılında Amerika’da yaptıkları araştırmada, tenkitten neden hoşlanmadığımızı anlamamızın eleştiriyle baş etmenin ilk adımı olduğunu fark etmişler. Bunun sonucunda da tenkit ile baş etmek için beş adım geliştirmişler. Bu yazıda onların daha sistematik hale getirilmiş biçimini ele aldık.
Olumsuz tenkitlere karşı koyamıyor oluşunuzun gerisinde, hissettiğiniz “değersizlik duygusu” olabilir.
Eleştiri hakkında araştırmalar yapanlardan biri de Dr. David Burns. Dr. Burns bir bilişsel davranışçı terapist olup aynı vakitte “İyi Hissetmek” kitabının da müellifidir. Yazara göre bizi üzen şey aslında yapılan olumsuz tenkitler değil. Bu olumsuz tenkitlerin tetiklediği şey, kendimize dair sahip olduğumuz inançlarımız. Bir örnekle somutlaştıralım:
Bir mağazada çalıştığınızı düşünün ve müşterilerden birinin sizin hakkınızda kötü denilebilecek bir tenkit yaptığını farz edelim. Sizin aklınıza gelen ilk niyetler “Müşteriler bile benim hiçbir işe yaramadığımı fark etti.”, “Kesin beni işten atacaklar.” cümleler ise muharrire göre aslında tenkitlerle başa çıkmada çok da iyi olduğunuz söylenemez. Burada kendinize dair olan “ben değersizim, hiçbir işe yaramam” ön kabulü, müşterinin yorumuyla tetiklenmiş oluyor.
Eleştiri yönetimi empati adımıyla başlar.
Bu adımda Knippen ve Green, bizi eleştiren kişinin bizimle neden bu şekilde konuştuğunu anlamaya çalışmak için yapacağımız empatinin önemli olduğunu dile getirmişler. Dr. Burns de buradan yola çıkmış ve bunun o bireyde kendisinin dinlenildiğine ve anlaşıldığına dair bir his oluşturduğundan bahsetmiş. Bunu ise ona sorular sorarak yapabileceğimizi vurgulamış.
Örneğimizden devam edelim: Müşteri “Ne kadar beceriksizsin, sana burada boşuna maaş veriyorlar.” gibi sert bir yorum yapmış olsun. Bu adımda “Neden maharetsiz olduğumu düşünüyorsunuz, pekala sizce bu iş nasıl yapılmalı?” sorular sorduğumuzda; çoğu zaman, karşımızdaki cevap beklemediği için susabilir.
İkinci adımı ise tenkitleri kabul ederek onu savunmasız hale getirmek.
Dr. Burns’e göre bu adımda eleştiriyi yapan bireye onun düşmanı olmadığımızı, aslında onun yanında olduğumuzu ona hissettirmeye çalışmalıyız. Bunun için kullanacağımız teknik, onunla anlaşabileceğimiz noktalara odaklanmak olabilir.
Örneğimize devam edelim: Evvelki adımda onu anlamaya çalışmış ve neden maharetsiz olduğunuzu düşündüğünü sorgulamıştınız. Buna müşterinin “Çok yavaş çalışıyorsun. İki saattir sırada bekliyorum. Bu nasıl hizmet?” dediğini farz edelim. Onun elinden silahını almak için “Evet, haklısınız; bugün biraz kalabalık ve işçi sayımız sınırlı, bu yüzden sırada bir süre beklemek zorunda kaldınız.” bir cümleyle onun yanında olduğunuzu hissettirebilirsiniz. Bu şekilde, eleştiren kişi artık bizi düşman olarak algılamayı bırakabilir ve bizimle daha anlayışlı bir şekilde iletişim kurabilir.
Bazen tenkitlerde doğruluk hissesi vardır ve değiştirilmesi gereken şeylere vurgu yapılıyordur.

Dr. Burns’e göre tenkit bu adımlar izlendiğinde her zamanbu adıma yetişmeden biter. fakat bu adıma kadar geldiyse eleştiren kişi sizden bir değişiklik sözü bekliyor olabilir. Tenkidin haklı olup olmadığına karar verdikten sonra değişim yapıp yapmamak sizin elinizdedir. Değişim yapmayı istemiyorsanız bunu kararlı bir şekilde dile getirmeniz gerekir.
Örneğimizde herhangi bir değişiklik yapmayacağımızı kararlı bir şekilde ifade etmek istersek şayet söze şu şekilde devam edebiliriz: “Mağaza siyasetimiz gereği yalnızca belli sayıda işçi çalıştırabiliyoruz, bu yüzden işçi sayımızı artırmamız mümkün değil. ama siz sırada beklemeyi sevmiyorsanız isterseniz müşteri yoğunluğunun görece daha az olduğu salı ve perşembe günlerini alışveriş için tercih edebilirsiniz.”
Amacı tenkit yapmak değil, sizi bozmak olan insanlar için ise farklı bir stratejimiz var.
Bu adımda Dr. Burns’e göre bu kişileri biraz överek cümleye başlayıp onları “Haklısın, bu çok çok önemli bir nokta; daha iyi nasıl olabilir, bunu birlikte araştıralım.” gibi cümleler ile araştırmaya ve doğrusunu öğrenmeye yöneltmeliyiz.
Örneğimizde bu, şu cümleler kullanılarak yapılabilir: “Haklısınız, bu çok önemli bir husus; isterseniz biz bunu önümüzdeki günlerde mağaza idaresiyle konuşup bir tahlil bulmaya çalışırken siz de bu yoğunluğu nasıl yönetebileceğimizi bize yazılı olarak iletin. Kasada bulunan arkadaşlarımıza tekliflerinizi verdiğiniz zaman onlar bize iletecektir.”
Not: Bu adımları uyguladığınız halde yönetemediğiniz tenkitler olabilir. Bazen hakikaten tek amaçladığı size ve kimliğinize saldırmak olan kişilere de denk gelebilirsiniz. Dr. David Burns bu teknikleri kullanarak %90’a kadar tenkit idaresinde uzmanlaşabileceğinizi söylüyor.