enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,9522
EURO
53,4633
ALTIN
6.611,09
BIST
14.200,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Az Bulutlu
29°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
28°C

Nesiller boyu süren acı: İkiz Kuleler’in gölgesi çocukların üzerine düşüyor

ABD’deki İkiz Kuleler’in yıkılışının üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen acısı hala taze. Bilim insanları, o gün enkazda çalışan kahramanların çocuklarını inceledi ve genetik bir aktarımın ürkütücü sonuçlarına ulaştı. Ruhsal çöküş nesilden nesle nasıl aktarıldı?

Nesiller boyu süren acı: İkiz Kuleler’in gölgesi çocukların üzerine düşüyor
03.06.2026 03:20
2
A+
A-

Takvimler 11 Eylül 2001 tarihini gösterdiğinde dünya tarihinin en yıkıcı terör saldırılarından biri yaşandı. ABD’deki İkiz Kuleler’in yerle bir olduğu o günün üzerinden yaklaşık çeyrek asır geçti. Fakat bu felaketin açtığı yaralar, sadece olayı bizzat yaşayanlarla sınırlı kalmadı.

O gün enkaz alanına ilk koşan polis, itfaiye ve sağlık ekiplerinin çocukları, facianın psikolojik faturasını ödemeye devam ediyor. Columbia Üniversitesi ile New York Eyaleti Psikiyatri Enstitüsü uzmanları, bu acı gerçeği çarpıcı bir araştırmayla ortaya koydu. Bilimsel dergi PLOS Mental Health’te yayımlanan çalışma, felakete tanıklık dahi etmemiş yeni neslin, anne ve babalarının ruhsal çöküntüsünü bir miras gibi devraldığını kanıtladı. Uzmanların “Travmanın Nesiller Arası Aktarımı” olarak adlandırdığı bu durum, on binlerce görevlinin ailesinde sessiz ama derinden büyüyen bir krize işaret ediyor.

Bu aktarım mekanizması sadece hatalı ebeveyn davranışlarından kaynaklanmıyor. Ağır stres altındaki vücudun ürettiği kortizol hormonu, genler üzerinde kimyasal izler bırakıyor. Böylece yaşanan travma, biyolojik yollarla sonraki nesle aktarılmış oluyor. Sonuç olarak, felaketten yıllar sonra dünyaya gelen çocuklar bile hayata yüksek kaygı seviyesiyle başlıyor.

Mesleki alışkanlıklar çocukların ruh halini belirliyor

Araştırma kapsamında 176 aileden toplam 327 ebeveyn ve şu an yetişkin olan 270 çocuk incelendi. Uzmanlar, inceleme yaparken aileleri üniformalı profesyonel ekipler ve sivil temizlik işçileri olarak iki gruba ayırdı. Veriler, profesyonel kurtarma ekiplerinin enkaz alanında korkunç manzaralara çok daha uzun süre maruz kaldığını gösteriyor. Ebeveynlerin o bölgede geçirdiği süre uzadıkça, çocuklarında panik atak, depresyon ve post-travmatik stres bozukluğu görülme sıklığı artış kaydetti. Günümüzde bu çocukların yüzde 20’den fazlası depresyonla boğuşurken, her dört gençten biri kronik kaygı bozukluğu yaşıyor. Hatta bu genç kuşakta alkol bağımlılığı oranları, anne ve babalarının seviyesini geride bıraktı.

İlginç bir şekilde, anne veya babanın mesleki kültürü çocuğun yaşayacağı psikolojik sorunun türünü de doğrudan etkilemiş durumda. Polis ve itfaiyeciler arasında yaygın olan duyguları gizleme, acıya karşı güçlü görünme ve sorunları tek başına çözme eğilimi, aile içi iletişimi zayıflatıyor. Bu tip üniformalı ailelerde büyüyen ve ebeveynleriyle sağlıklı bağ kuramayan çocuklar, sıkıntılardan kaçmak adına alkole sığınıyor. Sivil temizlik işçilerinin ailelerinde ise durum farklı bir seyir izliyor. Buradaki yoğun stres, çocuklarda doğrudan ağır anksiyete ve travma belirtileriyle kendini gösteriyor.

Uzmanlar, güçlü aile bağlarının ve sosyal desteğin bu olumsuz zinciri kırabileceğini ifade etti. Biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkan bu döngü, toplumsal büyük felaketlerin bıraktığı izlerin tek bir ömürle sınırlı kalmadığını net bir şekilde gözler önüne seriyor.

ETİKETLER: ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.