enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
46,0408
EURO
53,0791
ALTIN
6.409,16
BIST
13.694,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Az Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
27°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C

Suya koysanız yüzüyor: Uzayda “pamuk şeker” kadar hafif gezegen bulundu

Gökbilimciler 2 bin 600 ışık yılı uzaklıkta sıra dışı bir keşfe imza attı. Satürn kadar büyük ama bir tüy kadar hafif olan Kepler-51d alışılagelmiş tüm teorileri altüst ederken, James Webb Teleskobu bile bu dev kütlenin arkasındaki gizemi çözmekte yetersiz kalıyor.

Suya koysanız yüzüyor: Uzayda “pamuk şeker” kadar hafif gezegen bulundu
22.03.2026 14:00
8
A+
A-

Gökbilimciler, uzayın derinliklerinde suyun üzerinde batmadan yüzebilecek kadar hafif, adeta “pamuk şeker” yoğunluğunda tuhaf bir gezegen sistemiyle karşılaştı. Kepler-51d adı verilen bu öte gezegen, alışılmışın dışındaki düşük yoğunluğuyla bilim dünyasını şaşırtırken, sırlarını şimdiye kadar görülmemiş kalınlıktaki bir pus tabakasının ardına gizliyor.

İnsanlığın en gelişmiş gözü olan James Webb Uzay Teleskobu bile bu yoğun örtüyü aşmayı başaramadı. 2 bin 615 ışık yılı uzaklıktaki genç bir yıldızın etrafında dönen sistem, devasa cüsselerine rağmen tüy kadar hafif olan üç farklı gezegene ev sahipliği yaparak gezegen oluşum teorilerini adeta sarsıyor.

Kepler-51 sistemindeki bu üç gezegen, boyut olarak yaklaşık Satürn büyüklüğünde olmalarına rağmen kütleleri Satürn’den kat kat daha az bir seviyede. Örnek vermek gerekirse; Satürn, Dünya’dan 95 kat daha ağır bir kütleye sahipken, bu “şişkin” gezegenlerin kütlesi Dünya’nın sadece birkaç katı kadar. Kendi güneş sistemimizdeki Jüpiter veya Satürn gibi gaz devleri, merkezlerinde yoğun çekirdeklerle doğup etraflarına gaz toplarken; Kepler-51d ve kardeşleri küçücük çekirdekleri ve devasa atmosferleriyle bambaşka bir yapı sergiliyor.

Geçirgen olmayan atmosferin gizemi

Florida’daki Tampa Üniversitesi’nden Jessica Libby-Roberts ve ekibi, bu gezegenlerin nasıl oluştuğunu anlamak için yıllardır bir dedektiflik çalışması yürütüyor. 2020 yılında Hubble Uzay Teleskobu ile yapılan ilk incelemeler, atmosferin kimyasal bileşimine dair hiçbir iz sunmamıştı. Bu durum bilim insanlarını, atmosferin pürüzsüz bir pus tabakasıyla kaplı olduğu şüphesine itti. Ekip tüm umudunu James Webb’in kızılötesi görüşüne bağlamıştı ancak sonuçlar beklenenden daha şaşırtıcı oldu. Teleskobun en gelişmiş gözlemleri bile bu sisli perdeyi delip geçemedi. Araştırmacılar, bu yapıyı Satürn’un uydusu Titan’daki hidrokarbon pusuna benzetiyor; fakat buradaki ölçek çok daha devasa bir boyuta ulaşıyor. Pus tabakasının kalınlığı neredeyse Dünya’nın yarıçapı kadar bir alanı kaplıyor.

Bu denli düşük yoğunluklu dünyaların, yıldızlarına bu kadar yakın bir konumda nasıl oluşabildiğine dair mevcut bir bilimsel model yok. Eğer bu gezegenler bizim sistemimizde olsaydı, hepsi Venüs’ün yörüngesinin içindeki daracık bir alana sıkışmış olurdu. Gökbilimciler, şu an tanıklık edilen durumun geçici bir evre olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Sadece yarım milyar yaşında olan bu sistem, 4,5 milyar yaşındaki Güneş sistemimize göre oldukça genç sayılır. Yıldızdan gelen güçlü rüzgarlar, zamanla bu gezegenlerin dış katmanlarındaki gazları süpürüp atarak geriye sadece küçük çekirdeklerini bırakabilir.

Kepler-51d’nin gizemi şimdilik korunsa da sistemdeki diğer gezegen olan Kepler-51b üzerindeki çalışmalar yeni ipuçları vaat ediyor. Eğer o gezegende pus tabakası daha inceyse ve atmosferin kimyasal “parmak izi” okunabilirse, bu tuhaf ailenin kökenine dair sorular sonunda yanıt bulabilir.

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.