Elma çekirdeğinden yeni bir ağaç yetiştirmek, ana ağacın aynısını elde etmek anlamına gelmiyor. Marketlerde gördüğümüz standart elma çeşitlerinin özelliklerinin korunması ise yüzyıllardır kullanılan aşılama yöntemiyle mümkün hale geliyor.

Bir elmayı marketten aldığınızda, aynı çeşitten bir başka elmanın da neredeyse aynı tada ve dokuya sahip olmasını doğal karşılayabilirsiniz. Ancak bu benzerliğin arkasında oldukça ilginç bir biyolojik süreç bulunuyor. Çünkü elma çekirdeğinden yetişen yeni bir ağaç, meyve açısından ana ağacın aynısını üretmek zorunda değil.
Bunun temelinde elma ağaçlarının kendilerini tozlamasını engelleyen genetik mekanizma yatıyor. Bir elmanın çekirdeği, ana ve baba ağaçtan gelen genetik özelliklerin birleşimini taşıyor. Bu nedenle çekirdekten yetişen ağaç, ana ağacın bir kopyası haline gelmiyor. Ortaya çıkan meyvelerin tat ve kalite bakımından ana ağaçtan daha farklı, hatta çoğu zaman daha düşük özelliklere sahip olması da bu genetik çeşitlilikle bağlantılı.
Aynı elmayı üretmenin yolu klonlamadan geçiyor
Peki Granny Smith, Gala veya Red Delicious gibi belirli bir çeşidin özellikleri nasıl nesiller boyunca korunabiliyor? Burada devreye aşılama yöntemi giriyor. İstenen özelliklere sahip bir ağaçtan alınan dal ya da tomurcuk, uygun bir kök anacına birleştiriliyor. Böylece yeni ağaç, tohumla oluşan genetik karışım yerine seçilen ağacın genetik özelliklerini taşıyor.
Bu yöntem aslında elma yetiştiriciliğinde bir çeşit klonlama işlevi görüyor. Örneğin bugün dünyanın farklı bölgelerinde yetiştirilen Red Delicious ağaçlarının tamamı, 1800’lü yıllarda ABD’nin Iowa eyaletinde bulunan tek bir ağaçtan türetilen klonlara dayanıyor. Tohumdan yeni ve ticari açıdan başarılı bir elma çeşidi geliştirmek ise çok daha zahmetli. Almanya’da yürütülen bir ıslah programında 52 bin tohum kullanılmış, 26 yıllık çalışmanın sonunda yalnızca üç yeni ticari çeşit elde edilebilmişti.
Klonlama, yetiştiricilere tat ve kalite gibi istenen özellikleri koruma konusunda büyük bir avantaj sağlıyor. Bunun karşılığında ise aynı birkaç çeşidin geniş alanlarda sürekli çoğaltılması, hastalıklara karşı hassasiyetin artması gibi riskleri beraberinde getiriyor.
Elma bahçelerinde henüz keşfedilmemiş çeşitlilik
Asıl dikkat çekici nokta ise ticari olarak yetiştirilen elmaların, doğadaki çeşitliliğin yalnızca küçük bir bölümünü temsil etmesi. Uzmanlara göre aynı birkaç çeşidin klonlanmasına odaklanılması, başka özelliklere sahip elmaların genetik potansiyelinden yararlanılmasının önüne geçiyor.
Kanada’daki Kentville araştırma bahçesinde binden fazla özgün elma ağacını inceleyen araştırmacılar, doğada henüz keşfedilmemiş çok sayıda aroma ve dokuya sahip elma çeşidi bulunduğunu belirtiyor. Bu ağaçlar, gelecekte yeni ve farklı elma çeşitlerinin geliştirilmesi açısından önemli bir potansiyel taşıyor.