Hayvanlar aleminden ahtapot, bukalemun, pisi balığı ve kalamar gibi kimi hayvanlar nasıl oluyor da ne zaman ve hangi rengi alacaklarını “biliyorlar”?

Doğada karşılaşabileceğimiz en şaşırtan ve enteresan ahenk düzeneklerinden biri olan bu özelliğin arkasında, onların gördüğümüzden daha fazlasını içeren fiziksel nitelikleri yatıyor.
Avcılardan saklanmak, avlarını etkilemek veya çevresel şartlara ahenk sağlamak için kullanılan bu yetenek, biraz karmaşık olduğu gibi her hayvana göre de değişiklik gösterebiliyor.
Bu hayvanların derilerinde, çeşitli renk pigmentlerini içeren özel hücreler bulunuyor.

Bunlar “kromatofor” adı verilen hücreler. Kromatoforlar içindeki pigmentler, ışığın yansıtılmasına bağlı olarak renk değişikliği sağlıyor. Bir hayvanın derisi; gerilim, ışık şartları, çevresel sıcaklık gibi etkenlere tepki olarak bu pigment hücrelerini genişletip daraltabiliyor.
Renk değişikliği sırf kromatoforlarla da sınırlı değil. Derin katmanlardaki “iridoforlar” ve “lökoforlar” ismi verilen diğer hücreler, ışığı yansıtarak farklı renk efektleri yaratıyor. İridoforlar, bilhassa metalik ve parlak renklerin oluşumunda tesirli.

Renk değişikliği benzeyenzamanda hormonal ve sinirsel sinyallerle de denetim ediliyor. Bu sinyaller, hayvanın hissettiği duygusal duruma ya da dış çevresel tesirlere göre de değişiyor.
Renk değiştirme ustası: bukalemun
Bukalemunlar, renk değiştiren hayvanlar arasında tahminen de en ünlüsü ve bu hususta nitekim de hayranlık uyandıran bir yeteneğe sahipler. Onların bu özel yeteneği, tabiat gözlemcileri ve bilim insanları için hep ilgi odağı oldu. Pekala, bu renkli yaratıklar etraflarına nasıl bu kadar ustalıkla ahenk sağlıyorlar?
Bukalemunlar, çevresel değişikliklere ve duygusal durumlara tepki olarak renklerini değiştiriyor. Örneğin, bir diğer erkek bukalemunla karşılaştığında ya da bir avcı tarafından tehdit edildiğinde renkleri birdenbire değişebilir. Aslında hem savunma hem de iletişim hedefli bir strateji.
Kromatoforların ötesine de sahipler.
Bukalemunların derileri altında, iridoforun yanı sıra yansıtıcı guanin kristalleri içeren özel hücreler bulunuyor. Kristaller, ışığı yansıtarak çarpıcı renk değişikliklerine imkan sağlıyor. Farklı duygusal ya da çevresel tetikleyicilere bağlı olarak bu kristallerin yapıları değişirken bukalemunun renkleri de dinamik bir şekilde değişiyor.
Bukalemunlar, hayat alanlarına göre de renklerini optimize edebiliyor. Ormanlık bir alanda yaşayan bir bukalemun, yeşil tonlarını daha sık kullanırken çöl benzeri daha açık renkli ortamlarda yaşayan tipler, sarı ve kahverengi tonlarına bürünüyor.
Renk değiştirme yeteneklerini yalnızca kamuflaj için değil benzeyenzamanda sosyal iletişim için de kullanıyorlar. Üreme devirlerinde erkekler, dişileri etkilemek için daha parlak ve cazip renklere bürünüyor. Bu, dişinin dikkatini çekme ve onu etkileme talihini artırıyor.
Renk değiştirme deyince ahtapotları da unutmayalım.

Ahtapotların derisinde, bukalemunlarda olduğu aynıi kromatofor ismi verilen pigment hücreleri bulunuyor. Lakin ahtapotlardaki kromatoforlar, kaslarla çevrili ve bu kaslar, hudut sinyalleriyle denetim ediliyor. Ahtapot bir tehdit algıladığında, beyin süratle sinyaller gönderiyor ve bu sinyaller kasları harekete geçiriyor. Kaslar kasıldıkça da kromatoforlar genişliyor ve derinin rengi değişiyor.
Ahtapotlar yalnızca renk değiştirmekle kalmıyor, doku ve formlarını de değiştirebiliyor. Bir kaya kesimi gibi görünmek için derilerini pürüzlendirebiliyor ya da bir yılan balığı taklidi yaparak düşmanlarını yanıltabiliyor. Bu yetenekleri de onları denizlerin en ustalıkla kamuflaj yapan hayvanlar hâline getiriyor.

Doğadaki bu stil mucizelere bakınca hem evrimsel biyoloji hakkında çok fazla şey öğreniyoruz hem de hayvanların karmaşık hayat ağının ne kadar çok önemli bir modülü olduğunu. Bu sayede tahminen de kendi hayatımızda uyum sağlama halimizi yeniden düşünebiliriz.
Hayvanlar âlemiden diğer içeriklerimiz: