enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
45,0098
EURO
52,8050
ALTIN
6.815,04
BIST
14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
21°C
İstanbul
21°C
Açık
Pazartesi Açık
16°C
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
18°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C

Cin ya da Şeytan Tarafından Ele Geçirilme Hadiselerinin Gerisinde Nasıl Bir Ruhsal Rahatsızlık Var?

Sinemalarda ve sosyal medyada sık sık karşımıza çıkan “şeytan yahut cin tarafından ele geçirilme” ya da “şeytan yahut cin çıkarma ritüeli” olarak isimlendirilen hadiselerin arkasında yatan rahatsız edici psikolojiyi öğrenmeye hazır mısınız?

Cin ya da Şeytan Tarafından Ele Geçirilme Hadiselerinin Gerisinde Nasıl Bir Ruhsal Rahatsızlık Var?
10.02.2024 00:20
13
A+
A-

“Exorcist (Şeytan)”, “Anabelle”, “The Conjuring (Korku Seansı)”  gibi sinemaları birçoğumuz izlemişizdir. Hepsinin ortak özelliklerinden biri, içine şeytan giren insanlar ve şeytan çıkarma ayinleri. Evet, sinemalarda bunları izlemeye alışığız. Pekala ya gerçek hayatta?

Belli bir kesim arasında yaygın olan cin ya da şeytan tarafından ele geçirilme yahut cin/şeytan çıkarma ritüellerinin bilinmeyen yüzü olan ruhsal ve zihinsel bir dizi durum var. Öğrenmeye hazırsanız başlayalım.

Psikolojik sıkıntıları olan insanlar, bilhassa eski devirlerdeki Hristiyanlıkta, içlerine şeytan girmesiyle bağdaştırılabiliyordu.

Hâl bu türlü olunca daima dinî ritüeller yapılıyordu ve etraflarında dinî semboller oluyordu. Tüm bu endişeyle geçen ritüellerin bir süre sonra halüsinasyonları tetiklemesi çok olağan.

Örneğin önemli ruhsal sıkıntılarınız olduğunu düşünün. Zati daima stresli ve dertlisiniz. Üstüne bir de saatler boyunca sizi daha çok gerecek şeyler yapılıyor. Bir süre sonra haç görünce bile ondan tetiklenmeniz, gözünüze farklı gelmesi yahut halüsinasyonlara yol açması oldukça doğal.

Şeytan/cin çıkarma ritüellerinde gördüğümüz insanların büyük bir çoğunluğunun zihinsel ve ruhsal sorunları var.

Temporal lobdaki nöronların denetimsizce hareketi nedeniyle bedenin titreyip kasılmasına sebep olan temporal lob epilepsisi; hastaların nöbetler arası döneminde pek çok bilişsel, duygusal ve davranışsal sorun yaşamasına sebep olabiliyor.

O sinemalarda yahut görüntülerde gördüğümüz ritüellerdeki kelamda içine cin yahut şeytan kaçmış insanların geçirdiği krizin epilepsi/sara krizi ile ne kadar birebirlik gösterdiğini fark etmişsinizdir. Fark etmediyseniz bile şu anda düşününce hak vereceksiniz.

Çoklu kişilik bozukluğu, “içine cin/şeytan kaçmış” olarak yorumlanabiliyor.

Dissosiyatif kimlik bozukluğu olarak da bilinen çoklu kişilik bozukluğu, çoklukla bir panik atak yahut travma sonrasında beynin otomatik olarak kendini müdafaa altına almak gayesiyle ortaya çıkar. Şahısların iki yahut ikiden fazla ve birbirinden bağımsız kişilikleri vardır. Bu kişilikler, hastanın davranışlarını denetim edebilir ve “Lucifer” yahut “kötücül ruh” olabilir. Hasta, beyinde şekillenen birtakım olguları kendi dışında olmuş şeyler görür.

Farklı kültürlerde şeytan tarafından ele geçirilme ya da cin çarpması olarak tanımlanabilir. Zira çoklu kişilik bozukluğuna sahip şahıslar, hastalıkları ilerledikçe bedenlerini ve hislerini denetim etmekte zorlanırlar. Ayrıca şuur, bellek, algının bozulması; halüsinasyonlara yol açar ve kişi bir süre sonra gerçek olanla olmayanı ayırt edemeyebilir.

Hastalar, hipnotize oluyor.

Ritmik bir şekilde okunan dualar, ilahiler, hareketler; hastaları bir nevi hipnoza sokabiliyor. Daha önce cemaatlerde aynı şeyi tekrarlayarak kendinden geçen onlarca insanın imajlarına denk gelmişsinizdir. Güya içlerine bir şey girmiş ve transa geçmişler aynıi görünürler değil mi? Yarattıkları his yoğunluğunun içinde bir de ritmik ses tekrarları işin içine girince ve herkes anda şeyi yapınca öteki ne olabilir ki?

İşte birtakım cin/şeytan çıkarma ayinlerinde de hastaya bazen saatler boyunca aynı duaları okuyorlar, aynı sözleri söylüyorlar, aynı hareketleri yapıyorlar. Hatta bedenlerini bağlayıp güya şeytana yaptıklarını düşünerek çeşitli objelerle canlarını yakabiliyorlar. İşte o sırada yatan kişinin hissettiği tüm o gerilim ve hipnoz, kendilerinin dışında davranmalarına sebep olabiliyor.

“Şeytan/cin musallatı” durumlara inanan insanların çoklukla sosyokültürel, eğitimsel ve ekonomik olarak düşük statülerde bulunduğunu unutmamak gerek.

Elbette bunu belli bir statüdeki insanları aşağılamak için söylemiyoruz. Örneğin zenginlerin bir kısmı da aile dizilimi, retro, astroloji cart curt zırvalarına inanıyor. aynı bir şekilde, yoksul ve eğitim düzeyi düşük insanların bir kısmı; tıbbı ve bilimi tercih etmek yerine şeytan/cin çıkarma ritüellerine başvuruyor. Ya da gittikleri devlet hastanelerinde tabipler tarafından ciddiye alınmıyorlar veya azamî beş dakika süren verimsiz muayenelerden bir sonuç alamıyorlar.

Ne yazık ki bu çaresiz insanlar, kendilerini “hacı/hoca” diye tanıtan insanların sömürü nesnesi hâline geliyor. Kapalı kapılar gerisinde “cin/şeytan çıkarma” ismi altında tecavüzler mi dersiniz, pedofili hadiseleri mı… Bunların hepsinin örneklerini daha önce çokça defa gördük.

“Şeytan tarafından ele geçirilme” fenomeninin ruhsal seviyede incelenmesi Freud’a kadar uzanıyor.

Freud, “içine şeytan kaçmış” olarak nitelendirilen insanların, bastırdıkları dürtülerinin açığa çıktığını düşünüyordu. “Ele geçirilme”, histeriydi. Daha sonra yapılan araştırmalarda birtakım bilim insanları, olayların nahoş hayat durumundan kaçmalarına izin veren ve zorla içine giren bir şeytana suç atarak suçluluğun azaltılmasını sağlayan özellikler gösterdiğini belirtti.

Sonrasında ise ele geçirilme hadiseleri, obje ilişkileri teorisine göre yorumlandı. Ebeveynlerden birinin ya da ikisinin birleşiminin içe yansıtılması ya da hayal edilmesiyle ortaya çıkan nesneler, “şeytani” olarak deneyim edilebilirdi.

Hastalar bu ayinlerden sonra sahiden de güzelleşebilir.

Hayır, cin/şeytan çıkarma ayinlerinin akabinde insanların güya içine giren varlıklar kaçmıyor. Lakin hasta kendini o ayine o kadar inandırıyor ki, insanların ona yardım etme çabasıyla iyi hissedince bir nevi plasebo etkisi yaşıyor ve ayinden sonra düzgünleşme gösterebiliyor.

Özetleyecek olursak, zihinsel ve ruhsal rahatsızlıklar çoklukla şeytana yahut cine yükleniyor ve bilimden ırak metotlara başvuruluyor. Bu usuller ile kişinin ruhsal ve mental durumu bir araya gelince ortaya “cin/şeytan çıkarma” olarak isimlendirilen farklı ritüeller çıkıyor. Bir gün çağdaş tıbbın herkes tarafından ulaşılabilir olması dileğiyle.

Kaynaklar: Arş. Gör. Tuğba Taşdemir, Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları, Journal of Medical Ethics, Western Michigan University, Web MD

Yetmedi mi? Aşağıdaki içeriklerimize de göz atın!

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.