enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,8475
EURO
53,0170
ALTIN
7.021,24
BIST
14.543,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
16°C
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
20°C

Dik Kulaklı Kurtlardan Evcilleşen Köpekler Nasıl Oluyor da Sarkık Kulaklara Sahip Olabiliyor?

Birtakım hayvanların kulaklarının dik iken kimilerinin neden sarkık olduğunu hiç düşündünüz mü? Aslında bu durum makul bir hayvan özelinde değil, o hayvanın farklı ırkları arasında da değişim göstermekte. Örneğin yabani bir köpeğin kulakları dik iken evcilleştirilmiş bir köpeğin kulakları ekseriyetle sarkıktır.

Dik Kulaklı Kurtlardan Evcilleşen Köpekler Nasıl Oluyor da Sarkık Kulaklara Sahip Olabiliyor?
12.11.2023 12:00
36
A+
A-

Esasen hayvanların her bir uzvu, onların davranışları ve karakterine yönelik ipuçları yakalamamız ismine epeyce belirleyici. Tekrar bu hayvanların nasıl bir ömür şartına sahip olduğu da onları tepeden tırnağa etkileyen ve şekillendiren bir kıymete sahip.

Peki kurtların kulakları dik iken kurtlardan evcilleştiği bilinen köpeklerin kulakları, nasıl oluyor da kimi durumlarda sarkık bir yapıya sahip olabiliyor?

Aslında bu sorunun karşılığı büyük oranda evcilleştirme süreciyle alakalı.

Evrim teorisyeni Charles Darwin; kapsamlı araştırmaları sonucunda, evcilleştirmenin hayvanların hem davranışlarında hem de fizyolojisinde birtakım değişikliklere sebep olduğunu ortaya çıkardı.

Çoğumuzun hâkim olduğu evcilleştirme sürecinin gayesi, hayvanların daha uysal bir hâle gelmeleri ve insanlarla daha kolay yaşayabilmeleridir. Evcilleştirmenin temel hedefleri; daha yönetilebilir, istikrarlı ve uyumlu hayvanlar yetiştirmektir. 

Evcilleştirilen hayvanların yanı sıra yabani hayvanlar ise savaş yahut kaç dürtüsüyle hareket eder. Bu durum ekseriyetle adrenal bezlerden gelen hormonal salgıların ve sempatik hudut sisteminin bir sonucudur. 

Yani evcilleştirme, hayvanların saldırgan davranışlarının sebep olduğu tepkileri azaltmayı amaçlar.

Örneğin savaşma dürtüsü, hayvanları genel manada daha saldırgan; uçuş tepkisi de hayvanları daha eğitilemez ve yönetilemez bir hâle getirir. 

Darwin, evcilleştirme sürecindeki davranış değişimlerinin yanı sıra hayvanların fizyolojisinde ve beden formlarında de kimi değişikliklerin meydana geldiğini müşahedeler. Özellikle evcil hayvanların ağızları daha kısadır ve dolayısıyla köpeklerin çeneleri, kurdunkinden çok daha küçüktür.

Evcil hayvanların dişleri de yabani hayvanlara göre çok daha küçük ve az sayıdadır. Çoğu evcil hayvanın kürkünde de yabani çeşitlerinde bulunmayan beyaz lekeler görülebilir. 

Hatta şaşırtan bir şekilde eve ve insanlara alıştırılan hayvanların, beyin boyutunda azalmalar görülebilir. Elbette sarkık kulaklar da bu hayvanların olmazsa olmaz özelliklerindendir.

Son yıllarda evcil ve yabani hayvanlar arasındaki bu farklılıklar, “Evcilleştirme Sendromu” ismi altında bahsedilir.

Bu noktada dikkati çeken bilimsel soru ise kürk pigmentasyonunun, kemik, kas ve hudut yapısındaki değişikliklerin nasıl ortaya çıktığıdır. Uzun bir vakittir bu soruya yönelik bir yanıt yoktu lakin Teorik Biyoloji Enstitüsünden Adam Wilkins başkanlığında, bu gizem çözülmüş oldu.

Yabani köpekler çok eski vakitlerde, ilkel insanların yerleşim bölgelerinde dolaşma eğilimindeydi. Bu insanlar iyi avcılar olmalarına karşın öldürülen hayvanların işe yaramayan kısımlarını köylerin hududuna yakın bir yerlere bırakıyorlardı.

Bu durum da kurtlar gibi yabani köpekler için eşi bulunmaz bir besin kaynağıydı. Lakin hayvanların korkması ve en küçük insan müdahalelerinden ötürü kaçması, onların kendilerine uygun şekilde beslenememelerine sebep oldu.

Böylece bu hayvanlar evcilleştirilmeye daha uygun bir hâle geldiler ve adrenal bezleri de daha az hassas olmaya başladı.

Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse adrenal bez, bir grup kök hücreden oluşur. Kök hücreler hayvanlarda gelişen embriyonun çok önemli bir modülüdür ve bedende bulundukları yere bağlı olarak farklı hücre tiplerine dönüşebilir.

Bu adrenal bezlerin oluşumunda rol oynayan kök hücrelere nöral krest hücreleri denir. Araştırmacılar da evcilleştirme sürecinin, aslında nöral krest hücrelerin sayısında ve aktivite seviyesinde bir azalmaya sebep olduğunu keşfetti. 

Ayrıca adrenal bezlerden salgılanan hormonlar, hem gerilime bağlı davranışları hem de saldırganlığı bariz bir şekilde azaltır ve bu da evcilleştirmenin istenen bir sonucudur.

Yine nöral krest hücreler; pigment hücrelerinin, dişlerin, hudutların ve kas bağ dokusunun üretilmesinde rol oynar.

Yani evcilleştirme daha zayıf nöral krest hücrelerine sahip hayvanları seçerse, bu hayvanların çeneleri daha küçük, pigment üretimi güçsüz olabilir. Söz konusu kulaklar olduğunda da durum tamamen benzeridir.

Bahsi geçen hücreler, bedende yetersiz kaldığında kulaklara ulaşamaz ve bu duyu organının görünümünde deformeler yaşanır. Kulaklardaki bağ dokuları zayıflar ve bu da köpeklerin, kulaklarının dik durumunu koruyamadığı manasına gelir. Nihayetinde de sarkık kulaklı köpeklerle karşılaşmak, kaçınılmaz olur.

Bu sarkık kulaklar, yırtıcı hayvanlar için pek de avantajlı değildir. 

Çünkü aşağıya doğru sarkan kulak kepçesi, işitme kanalının girişini kapatır ve kulağa gelen seslerin bir kısmını mahzurlar. Böylelikle köpek, zayıf sesleri büyük oranda algılayamaz. Neyse ki evcilleşmenin bir sonucu olarak karşılaşılan sarkık kulaklar, yırtıcı hayvanlarda büyük oranda görülmez.

Aslında sarkık kulaklar, her ne kadar dezavantajlı bir durum olsa da evcil hayvanlar için bu, çok da çok önemli olmaz. Zira onlar evcilleştirilmesi sebebiyle, avlarını yakalamaya ya da herhangi bir hengameye girmeye gerek duymazlar. 

Dik kulaklı kurtlardan evcilleşen köpeklerin, nasıl sarkık kulaklara sahip olduğunun bir diğer açıklaması ise yapay seçilimdir.

Yaklaşık 25.000 yıl önce cetlerimiz yerleşik hayata geçmeye başladığında, uysal olan kurtlar onlara yaklaşmaya başlar ve böylelikle aynı canlı tipi, iki farklı gruba ayrılmış olur: Kurtlar ve köpekler.

Vahşi ve saldırgan olan hayvanlar olağan yaşamına devam ederken, uysal davranışlar sergileyenler ise insanların yanında tutulur ve beslenir.

Çünkü cetlerimiz evcilleştirebileceğini fark ettiği bu hayvanları; kampı korumak, sürüleri gütmek ve tehlikelere karşı uyarmak noktasında yararlanmak ister.

Böylece ortak atadan gelen iki grup, ikiye ayrılmış olur.

Bir tarafta itaatkâr, uysal ve emirlere boyun eğen grup varken diğer tarafta ise insanlardan uzak yaşayan ve yabanî hayatına devam eden kurtlar vardır. Böylelikle jenerasyonlar içinde, yabanî kurtlardan ayrılan köpek gibi hayvanlar evrimleşmeye başlar.

Yapay seçilim, hayli kuvvetli bir evrim sistemidir. Kısa bir süre içinde tabiatta rastlanması mümkün olmayan ihtimalleri gerçekleştirebilir. Hatta yapay seçilim sayesinde bugün resmî olarak tanınan 340 köpek ırkı evrimleşmiştir. 

Kaynaklar: Science Alert, Psychology Today, ABC News, Science
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.