MÖ 47’de Tunus kıyılarına çıkan Sezar, gemiden inerken tökezleyip kumlara kapaklandı. Roma askerleri için bu kötü bir işaretti; ama Sezar’ın yaptığı tek bir hareket, adeta tarih yazdı…

Roma ordusunun gözünde bir komutan yalnızca savaş kazanmak zorunda değildi; tanrıların onayını da taşımak zorundaydı. Batıl inançlar ve kehanetler, askeri kararları doğrudan etkileyen birer gerçeklikti. Birinci Pön Savaşı’nda konsül Publius Claudius Pulcher’in “kutsal tavuklar” ritüelini hiçe sayması bu inancın ne kadar ciddi olduğunu kanıtlar nitelikte.
Anlatılana göre tavuklar önlerine atılan yemi yemeyi reddedince sabırsız komutan onları denize fırlattırdı. Ardından gelen yenilgi, Roma donanmasını paramparça etti. Cicero bu olayı aktarırken tanrıları küçümsemenin bedelini hatırlatmak istedi. Sezar ise tam tersine, tanrıları her koşulda yanına çekmenin bir yolunu buldu.
MÖ 47 yılında Kuzey Afrika kıyılarına çıkan Sezar, bir yıl önce Mısır’da öldürülen rakibi Pompey‘in geriye kalan kuvvetlerini ve Senato’daki muhalefeti tasfiye etmek için Tunus sahillerine ulaşmıştı. Güç zirvesine yalnızca bir adım kalmıştı. Ama tam da gemiden inerken sendeledi ve tüm askerlerin gözü önünde yüzüstü kumlara kapaklandı.
Felaketten kehanete
Sıradan bir insan için bu sadece utanç verici bir düşme olurdu. Roma askerleri içinse tablonun anlamı çok farklıydı: Liderlerinin yere kapaklanması, tanrıların bu seferi lanetlediğine dair kötü bir işaretti. Ordunun içinde korku yayılmaya, bazı askerlerin daha savaş başlamadan geri dönmeyi düşünmeye başladığı an gelip çatmıştı.
Romalı tarihçi Suetonius‘un aktardığına göre Sezar, askerlerinin yüzündeki dehşet ifadesini gördüğü an durumu kavradı. Kalkmak yerine ellerini kumlara gömdü, toprağı sıkıca kavrayarak askerlere döndü ve “Seni sımsıkı tutuyorum Afrika!” diye seslendi. Sahildeki askerler liderlerinin düşmediğini, fethedeceği toprağı selamlamak için bilerek eğildiğini sandı. Korku coşkuya dönüştü.
Bu kıvrak zekanın mirası yüzyıllar boyunca sürdü. Shakespeare’in ünlü oyununda Sezar, sara krizlerini halkın gözünde ilahi bir güç izlenimi yaratmak için bilinçli olarak kullanan bir lider olarak resmedilir. “Rome” dizisinde ise kendi yükselişini tanrıların iradesi gibi göstermek için baş kahine rüşvet veren bir Sezar izleriz.
Sahildeki o düşüşün gerçek olup olmadığı tarihçiler arasında tartışmalı olmayı sürdürüyor. Ama seferin sonu kesin: MÖ 46’daki Thapsus Savaşı‘nda düşmanlarını yok eden Sezar, Numidya Krallığı’nı da Roma’ya katarak zaferle döndü. Ama kumdan aldığı uğur ona fazla vefa göstermedi. Plutarkhos’un aktardığı “Mart ayının ortasından sakın” uyarısını ciddiye almayan Sezar, o büyük zaferden iki yıl geçmeden Senato binasında kendi meslektaşlarının bıçaklarıyla can verdi.