enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
46,2690
EURO
53,5644
ALTIN
6.277,08
BIST
13.938,48
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
27°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
27°C
Perşembe Az Bulutlu
27°C

Antik uygarlıkların kalıntıları neden ekseriyetle toprağa gömülü bir biçimde keşfedilir?

Bir antik uygarlıktan geriye kalan kalıntıları çoklukla toprağa gömülü olarak buluruz. Pekala, antik uygarlıkların kalıntıları neden çoklukla toprağa gömülüdür?

Antik uygarlıkların kalıntıları neden ekseriyetle toprağa gömülü bir biçimde keşfedilir?
22.08.2023 00:00
19
A+
A-

Eski uygarlıklara ait kalıntıların neredeyse tümü, toprak kazılarak ortaya çıkartılır. Ve biz onları keşfetmeden önce, çoğunlukla bizi toprağın altında beklerler. Pekala ama, antik kalıntıların neden toprağın altında olduğunu hiç merak ettiniz mi?

Bunun bariz sebeplerinin yanı sıra birkaç farklı nedeni daha vardır. Örneğin, Pompeii’nin şahit olabileceği gibi, doğal afetler bir antik kenti çok süratli bir şekilde yerin altında bırakabilir.

Yerleşim yerleri ve kentler terk edildiklerinde, uzun bir gömülme ya da kısmen gömülme süreci başlar. Örneğin antik Maya kentlerini bulan arkeologlar, başlangıçta yalnızca orman içinde kalmış çimenli bir höyük ile karşılaşmışlardı. Diğer kentler ya da yapılar hava şartları tarafından gömülebilir, seller ve rüzgar yıllarca toprak ve toz katmanlarını biriktirebilir ve yeniden geriye şüpheli bir höyükten öbür bir şey bırakmaz.

Tüm antik kentler terk edilmiyor ve en azından kimi kısımları toprağa gömülü bir şekilde yazgılarını beklemiyor. Örneğin MÖ 753’ten beri Roma’da daima olarak insanlar yaşıyor. Tekrar de antik Roma’nın kalıntıları da çoklukla derinlere gömülmüştür. Zaman geçtikçe yer düzeyinin hareket etmesinden ötürü, Curia Julia da dahil olmak üzere pek çok binanın kapılarının, inşaat sırasında olduklarından metrelerce daha yükseğe kaydırılması gerekti.

Told In Stone tarafından yayınlanan bir görüntüde açıklandığı üzere, yer düzeyindeki bu dramatik değişim, küçük ölçüde Roma etrafındaki organik unsurdan kaynaklanıyor. Yeşillik ve bitki hususu çürüyerek toprak oluşturuyor ve taban düzeyini yavaşça yükseltiyor. Seller de kente daha fazla madde getirerek bu sürece katkıda bulunuyor.

Ancak bu yükselişe en büyük katkıyı yapan faktör, insanlığın yalnızca evvelki kuşakların üzerine inşa etmesi ve kendilerinden önce gelenlerin molozunu (veya tarihi kayıtlarını) düzgün bir şekilde ortadan kaldırmamasıdır. Roma ve Londra’da, kentlere dönüşen kasabalar, bu “yapılmış zeminin” üzerine inşa edilerek eski sokakları döşemek için ekseriyetle yıkım molozu ve toprak getirirdi.

Bazen bu kasıtlı olarak olmaz. Antik Roma’da ufalanan eski bir bina daha sonra bulunabilir, taşlar toplanır ve üzerine inşa edilirken, değersiz fayanslar ve diğer eserler görmezden gelinir ve arkeologların bulması için bırakılır.

ETİKETLER: , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.