İnsan beyni, hayli karmaşık bir yapıdır. Bu karmaşıklığın arasındaki en büyük soru işaretlerinden biri ise beynin, 25-30 yıl evvelki bir olayı ya da anı, tüm detaylarıyla hatırlamayı nasıl başardığıdır.

Oldukça enteresan o denli değil mi? Her gün onlarca tahminen yüzlerce şey düşünüyor ve yaşıyoruz. Bunların yıllar içindeki birikimini hayal edebilir misiniz?
Gelin, beynimizin yıllar önce yaşadıklarını nasıl hatırlayabildiğine bakalım.
Aslında insan beyni, her yeni anı ile kendini yeniden şekillendirir.

Bu, beyin hücreleri arasındaki küçük boşlukların ya da sinapsların eylemleriyle gerçekleşir. Beyin hücreleri yahut nöronlar, elektrokimyasal bir sistem aracılığıyla birbiriyle iletişim kurar.
Bir hücrenin elektrik yükündeki bir değişiklik, sinapslar boyunca nörotransmitter ismi verilen kimyasalların salınmasını tetikler. Daha sonra nörotransmitterler, boşluğun diğer tarafındaki nöron tarafından alınır ve o hücredeki elektriksel değişiklikleri tetikler.
Sonuç olarak anılar, beynin devrelerinde kodlanır ve sinapslar da bu devreleri âdeta kazımak için bir araç görevi görür.
Bir nöron oburunu daima olarak uyardığında, ortalarındaki temas güçlenir.

Yani zaman geçtikçe birbirlerini uyarmaları daha da kolaylaşır ve böylece anıların hatırlanmasına imkan verir. Nöronlar, nadiren iletişim kurduklarında ise bağları zayıflar ve bazın bağlantısı tamamen keserler.
Kısaca beyin, anıları, nöron ağları arasındaki irtibatları güçlendirerek depolar ve anıların hatırlanması ya da unutulması, büyük oranda nöronların faaliyetiyle şekillenir.