Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, camgöbeği, mavi ve menekşe gibi 7 farklı renkten meydana gelen gökkuşakları, imgesiyle bizi sürekli büyüler. Hatta onları görebildiğimiz zaman kendimizi hayli şanslı hissederiz.

Gökkuşakları yakalaması epeyce zor bir fenomendir. Renklerinden ziyade kemerli yahut eğri manzaralarıyla de dikkati çekerler.
Sahi, gökkuşakları neden düz değil de eğridir?
Gökkuşağı, güneş ışığı ve yağmurun doğru şartlarla bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkar.

Güneş ışığı, düşen yağmur damlalarının ortasından geçerken ışığın bir kısmı bu damlacıklardan yansır ve yeniden ortaya çıkar. Bu olay beyaz ışığı, kendi renk çeşitliliğine ayırır.
Buradaki çok önemli nokta, güneş ışığına göre 40-42°C civarında seyreden yağmur damlalarının yansıma açısını yaratmaktır. Ayrıyeten bir gökkuşağına baktığınızda, gözleriniz kırılan renk ışınlarını yakalamak için güneşe ve yağmur damlalarına dik açılı olarak bakar.
Yağmur yağarken güneşe baktığınızı hayal edin.

Güneş ışığı, yağmur damlalarına çarpar ve her istikamete yaklaşık 40°C’lik bir açıyla size doğru yansır. Yalnızca bu muhakkak açıda yansıyan ışık, gözlerinize yaklaşarak gökkuşağının ayırt edici kavisini oluşturur.
Aslında gökkuşağının hali, bir dairedir. ufuk, dairenin alt yarısının görülmesini mahzurlar. Şayet fırtınanın üzerinde süzülüp yağmura ve güneşe bakabilseydiniz, dairesel yapının tamamı kendini gösterirdi.
Öte yandan herhangi bir gökkuşağının nasıl göründüğü, pozisyonunuza göre değişiklik gösterir.

Siz hareket ettiğinizde, gökkuşağı da sizinle birlikte hareket eder. Ayrıyeten bu eğriliğe neden olay şey, 40-42°C’lik dengeli yansıma açısıdır.
Yine yağmur damlalarını, güneş ışığını ve gözlemciyi içine alan bu etkileşim, gökkuşağındaki renklerin ne zaman ortaya çıkacağını da belirler.
İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz: