CDK7 enziminin çalışma düzeneğinin çözümlenmesi, kanser tedavisinde daha tesirli ilaçların geliştirilmesi için yeni bir pencere açıyor. SY-5609 üzerine yapılan çalışmalar, kanser hücrelerinin çoğalmasını durduran sistemleri ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

CDK7 enziminin bozukluğu, birçok kanser cinsinde kritik bir rol oynuyor ve bu durum, enzimi hedefleyen ilaçların yüksek öncelikle araştırılmasına yol açıyor. Fakat, bu alanda elde edilen muvaffakiyetler sınırlı kalmış durumda. CDK7 inhibitörlerinin çalışma sisteminin uzun yıllardır belirsizliğini koruması, daha tesirli ilaçların geliştirilmesini zorlaştırıyor.
Kanserlerde CDK7’nin önemi
Kanserin en çok önemli özelliği, hücrelerin denetimsiz bir şekilde çoğalmasıdır. Hücre çoğalmasının altında yatan farklı nedenlerin çokluğu, tüm kanserler için tek bir tedavi seçeneğini imkansız kılıyor. Lakin CDK7, diğer dört siklin-bağımlı kinazı (CDK) aktive ederek hücre bölünmesini başlatması nedeniyle “ana düzenleyici” olarak tanımlanıyor ve birçok kanser cinsiyle ilişkilendiriliyor.
CDK7’deki bozukluk, bilhassa “üçlü negatif” göğüs kanseri gibi tedavisi zor kanser çeşitlerinin gelişimine yol açabiliyor. Diğer göğüs kanseri çeşitlerinde büyük ilerlemeler kaydedilmişken, buna aynı kanserlerin hala tesirli bir tedavi seçeneği bulunmuyor. Bu nedenle CDK7, uzun müddettir tıbbi araştırmaların odağı olmuş durumda. CDK7 inhibitörlerinin tümör büyümesini yavaşlattığı klinik deneylerde gösterilmiş olsa da, bu ilaçların önemli yan tesirleri bulunuyor ve tümör büyümesini tamamen durdurmaları mümkün olmuyor.
SY-5609 ve CDK7’nin çalışma mekanizması
Colorado Boulder Üniversitesi’nden Profesör Dylan Taatjes liderliğindeki ekip, CDK7 inhibitörü SY-5609’un çalışma sistemini ayrıntılı bir şekilde araştırdı. Laboratuvar ortamında 79 kanserli hücre sınırına uygulanan SY-5609, hücrelerin hem olağan şartlarda hem de ısı şoku altında nasıl tepki verdiğini gözler önüne serdi. Araştırma, denetim hücrelerinde transkripsiyon faktörlerinin 30 dakika içinde devre dışı kaldığını ve hücre çoğalmasının ansızın durduğunu ortaya koydu.
Elde edilen bulgular, CDK7’nin sadece hücre çoğalmasını tetikleyen transkripsiyon faktörlerini inhibe etmekle kalmadığını, aynı vakitte RB1 protein üretimini destekleyen geni aktive ettiğini gösterdi. RB1, kanser hücrelerinin denetimsiz çoğalmasını baskılayan bir düzenek olarak biliniyor. Lakin CDK7 denetimi olmadan sırf RB1’i artırmaya yönelik uğraşlar sınırlı muvaffakiyet sağlamıştı. Taatjes, “Bu çalışma, CDK7’nin RB1 işlevini denetim ettiğini ortaya koyuyor ve bu bulgu, RB1’i tedavi maksadı olarak ele almanın yeni yollarını açabilir” diye belirtiyor.
Umut verici gelişmeler
CDK7’nin diğer CDK’lar üzerindeki tesirlerinin tümör büyümesini yavaşlatmada belirleyici olmadığı da bu çalışmada gösterildi. Bu çok önemli bulgu, potansiyel olarak etkisiz araştırma yollarına harcanacak eforun önüne geçilmesini sağladı. Bununla birlikte, genlerin ve proteinlerin baskılanmasına yönelik tedavilerin zorluklarından biri, bu genlerin bedende temel fonksiyonlara sahip olmasıdır. Yan tesirlerin minimize edilmesi, bu ilaçların en ideal dozlama ile tesirli hale gelmesini sağlayabilir.
SY-5609’un ideal dozlama ile kötü tesirleri azaltarak sağlıklı hücre fonksiyonlarını müdafaa potansiyeli, CDK7 inhibitörleri için umut verici bir gelecek sunuyor. Çalışma, “Science Advances” mecmuasında açık erişim olarak yayımlandı ve kanser tedavisi araştırmalarında çok önemli bir kilometre taşı olarak bedellendiriliyor.