Uzaylı sinyali bulunduğunda ilk işin Twitter’a koşmak olmayacağı artık resmi. SETI Komitesi, keşif sonrası protokollerini köklü biçimde yeniledi; doğrulama süreci tamamlanmadan hiçbir açıklama yapılamayacak.

Bir radyo teleskopu ekranında beklenmedik bir desen belirdi diyelim. Peki sonra ne olacak? Bilim insanı bunu anında dünyaya mı duyuracak? Yeni kurallara göre hayır; önce sessizlik, sonra titiz bir doğrulama süreci, en sonda şeffaflık gelecek..
Uluslararası Astronautika Akademisi (IAA) bünyesindeki SETI Komitesi, dünya dışı akıllı yaşamın keşfi durumunda izlenecek “keşif sonrası protokollerini” baştan yazarak yürürlüğe soktu. Bu protokollerin bir önceki versiyonu 2010 tarihliydi. O günden bu yana dünya köklü biçimde değişti: Sosyal medya, deepfake içerikler ve anında küresel yayılım artık her tür bilgiyi birkaç dakika içinde milyonlara ulaştırıyor. Üstüne üstlük SETI araştırmaları da artık klasik radyo sinyali dinlemenin çok ötesine geçmiş durumda; tüm elektromanyetik spektrum, olası teknolojik izler için gece gündüz taranıyor.
Önce çürütmeye çalış, sonra duyur
Yeni protokollerin özü şu: Bir araştırmacı olağandışı bir sinyal tespit ettiğinde, bunu kamuoyuyla paylaşmak yerine önce kendi bulgularını çürütmeye çalışacak. Doğrulama için birden fazla bağımsız gözlemevinin farklı cihazlarla aynı sonuca ulaşması şart. Bilimsel mutabakat sağlanmadan herhangi bir açıklama yapılamıyor. Doğrulandığı anda ise tam tersi geçerli: Kullanılan veriler, yöntemler ve yazılım kodlarının tamamı küresel bilim camiasına ve kamuoyuna açılacak.
Protokoller yalnızca bilimsel süreçle sınırlı değil. Son yıllarda büyük keşiflerin odağındaki araştırmacıların dijital linç ve tehditlere maruz kaldığı düşünüldüğünde, yeni kurallar kurumları kendi bilim insanlarını fiziksel ve dijital saldırılara karşı korumakla yükümlü kılıyor. Bir başka sorun da Starlink gibi uydu takımyıldızları ile mobil ağların yarattığı radyo frekansı kirliliği. Belgeye göre bu kirliliğin önüne geçmek için acil bir uluslararası koruma mekanizması kurulması şart.
En tartışmalı mesele ise yanıt vermek. Uzaya kasıtlı mesaj gönderme fikri, bilim camiasını ikiye bölmüş durumda. Yeni kurallar burada net bir sınır çiziyor; kapsamlı bir uluslararası danışma süreci tamamlanmadan uzaya hiçbir cevap gönderilemeyecek; bu kararı tek bir kurum ya da ülke değil, BM çatısı altında insanlık ortaklaşa alacak.
Ağustos ayında Türkiye’de düzenlenecek Uluslararası Astronautika Kongresi‘nde bilim dünyasına sunulacak bu çerçeve, ardından BM onayına taşınacak.