Güneşin UV ışınlarına ve bilhassa UV-B ışınlarına uzun süre maruz kalmak cildimizde güneş yanığı oluşmasına sebep olur. Bizimle birlikte hayvanlar da güneş yanığının acı verici hissiyle karşı karşıyadır.

Nasıl ki insanlar güneşten gölgeler ve giysilerle korunuyorsa hayvanların kürkleri de ciltlerinin zarar görmesini mahzurlar. fakat su aygırı, fil, gergedan ve domuz benzeri hayvanlar bir kürke sahip değildir.
Peki bu hayvanlar güneşten nasıl korunur?
Kürkü ve bedenini kaplayan gereğince tüyü olmayan canlılar, şaşırtan bir şekilde kendi güneş koruyucularını yaratma konusunda epey yeteneklidir.

Ter ise at ve maymuni çoğu memelide yaygındır ve terleme, hayvanların beden sıcaklığının çeşitli fizyolojik düzenekler tarafından denetim edilerek belirli sonlar içine tutulmasına yardımcı olur.
Bizler için kokusu ve hissiyatıyla epey rahatsız edici olan ter, örneğin su aygırları için çok kıymetlidir. Bu hayvanlar, tüysüz derilerini güneşin ziyanlı tesirlerinden koruyan, kan benzeri ter salgılarlar.
Aslında su aygırlarına has bu salgıya ter değil de viskoz demek daha doğru olur.

Çünkü bu salgı, sıvı ter bezinden değil de deri altı bezinden salgılanır. Viskoz, bedenden ilk çıktığında renksizdir fakat kısa bir süre sonra pigmentlerin polimerize olmasıyla önce kırmızıya, akabinde kahverengiye döner.
Bu salgılar da güneşin ziyanlı UV ışınlarını emer ve bir nevi güneş gözetici görevi görür. Ayrıyeten birtakım bakterilere karşı antibiyotik özelliği de sağlar.
Ya balıklar?

Her mümkün mügözükmese de aslında balıklar da suyun derinliklerinde bile ziyanlı seviyede UVB ışınlarına maruz kalırlar. Zira bu ışınlar, temiz sularda 10 metrenin üzerindeki derinliklere nüfuz edebilme gücüne sahiptir.
Öte yandan çeşitli organizmaların, UV ışınlarına maruz kalmamak için kendi ahenk sağlama yolları vardır. Örneğin kimilerinde UV radyasyonunun verdiği hasarı onaran bir DNA tamir mekanizması bulunur.
ama bu düzenek, UV hasarına karşı kusursuz bir muhafaza sağlamaz ve bu sebeple suda yaşayan çoğu canlı organizma, kendi güneş koruyucusunu üretir. Bu güneş koruyuculardan biri melanindir ama bu madde, güneşten korunma sorumluluğunu üstlense de yumurta içinde gelişen yavru balıklar için kâfi bir performans gösteremez.
Bu nedenle melanin yerine gadusol ismi verilen amino asite aynı bir bileşik, birtakım balık cinslerinin yumurtalarını korumak için çalışır.

Ayrıca gadusol, sudaki hayvanlara kamuflaj olma imkanı tanır. Gadusol, opak ve kolay kolay görünen melaninin bilakis şeffaf ve görünmezdir. Bir organizma gadusol sayesinde gizlenebilir ve su altındaki besin açısından varlıklı güneşli alanların avantajlarından da yararlanabilir.
Böylece gadusol, bir balık için birincil güneş kollayıcı görevi görürken melanin, güneşe karşı ikincil bir müdafaa sağlar.
İlginizi çekebilecek diğer içeriklerimiz: