enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
44,9640
EURO
52,5808
ALTIN
6.782,52
BIST
14.335,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
22°C
Pazar Açık
20°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
17°C
Salı Açık
16°C

Yer altındaki gizemli oluşumlar, Nuh’un Gemisi’ni mi işaret ediyor?

Türkiye’nin doğusunda yer alan Durupınar oluşumu, modern teknolojinin yardımıyla tarihin tozlu sayfalarını aralıyor. Amerikalı araştırmacıların yer altı radarlarıyla yaptığı taramalarda, toprağın derinliklerinde gemi mimarisini andıran odacıklar ve düzenli koridor ağları tespit edildi.

Yer altındaki gizemli oluşumlar, Nuh’un Gemisi’ni mi işaret ediyor?
24.04.2026 07:40
2
A+
A-

Ağrı Dağı’nın hemen yanı başındaki Durupınar mevkii, son yıllarda geliştirilen yer altı görüntüleme teknolojileriyle tarihin en büyük gizemlerinden birine ev sahipliği yapıyor olabilir. Nuh’un Gemisi’ne ait olduğu iddia edilen devasa oluşumun derinliklerine inen araştırmacılar, toprağın altında rastgele oluşamayacak kadar düzenli yapılar saptadı.

Noah’s Ark Scans” ekibinin yürüttüğü çalışmalarda, yer altı radarları (GPR) bölgenin sadece bir kaya kütlesinden ibaret olmadığını gösteren veriler sundu. Bağımsız araştırmacı Andrew Jones, toprağın metrelerce altında merkezi bir boşluğa açılan simetrik koridorlar tespit ettiklerini söylüyor. Üç katlı bir yapıyı işaret eden bu bulgular, antik metinlerde tasvir edilen gemi mimarisiyle şaşırtıcı bir benzerlik sergiliyor. Termografi cihazlarıyla yapılan ölçümler de yüzeyin altında, doğal süreçlerle açıklanması zor olan geometrik bir gövdenin varlığını destekler nitelikte.

Oluşumun ilk kez 1948’deki deprem ve sağanak yağışlar sonrası gün yüzüne çıkması, o günden beri bilim dünyasında büyük bir tartışmanın fitilini ateşlemişti. Bazı jeologlar bunun bölgeye özgü bir yer şekli olduğunu savunsa da araştırmacılar ölçülerin peşini bırakmıyor. Yapılan son ölçümlere göre oluşumun 157 metrelik uzunluğu, kutsal kitaplarda geçen “300 arşın” ölçüsüyle neredeyse birebir örtüşüyor.

Toprağın altındaki taşlaşmış kanıtlar

Bölgeden toplanan 88 farklı toprak örneği üzerinde yapılan analizler, heyecanı daha da artırdı. Analiz sonuçlarında saptanan aşırı yüksek potasyum oranı, geçmişte bu alanda devasa boyutlarda odun kütlesinin çürüdüğüne dair güçlü bir kanıt olarak değerlendiriliyor. Dondurucu soğuklar ve toprağın yapısı sayesinde, geminin ahşap kısımlarının taşlaşarak günümüze kadar ulaştığı tahmin ediliyor.

Ekip üyelerinden William Crabtree, oluşumun merkezine doğru uzanan ve içinden bir insanın geçebileceği genişlikte tüneller saptadıklarını söyledi. Araştırmacıların bir sonraki hedefi ise oldukça iddialı; yer altındaki bu boşluklara sondaj yöntemiyle kameralar indirerek içerideki yapıyı bizzat görüntülemek. Eğer planlanan bu çalışmalar somut bir kanıt sunarsa, insanlık tarihinin en eski hikayesi Türkiye’nin bu yüksek yaylalarında yeniden yazılacak.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.