Çin’de yürütülen yeni bir araştırma, genetik mutasyon nedeniyle işitme engelli doğan çocukların hayatını değiştirdi. Özel bir gen terapisi sayesinde katılımcıların büyük çoğunluğu, daha önce hiç duymadıkları sesleri doğal haliyle algılamaya başlayabiliyor.

Yıllardır kalıcı ve çözümsüz kabul edilen doğuştan işitme engeli, tıp dünyasının gen haritalarına müdahale etmesiyle artık bambaşka bir noktaya evrildi. Çin’de yürütülen kapsamlı bir klinik çalışma, genetik mutasyonlar sebebiyle hayata sessiz başlayan çocukların yüzde 90’ında mucizevi bir iyileşme sağladı.
Toplamda 42 katılımcının yer aldığı deney, sadece küçük yaşlardaki bireyler için değil, yetişkinler için de umut ışığı yakıyor. Daha önce hiçbir sesi duymamış birinin, tedavi sonrasında normal konuşmaları anlamaya başlaması bilim tarihine geçen bir başarı.
Dr. Zheng-Yi Chen, bu süreci “Tamamen kör birinin yeniden görmeye başlaması gibi” şeklinde tanımlıyor. Tedavi edilen hastaların işitme kabiliyeti zamanla gelişiyor ve yaklaşık bir yılın sonunda en yüksek seviyesine ulaşıyor. Takip edilen çocukların çoğu artık günlük sohbetleri duyabilirken, bazıları fısıltıları bile ayırt edebilecek seviyeye gelmiş durumda.
İç kulaktaki hayalet proteinin geri dönüşü
İşitme kayıplarının pek çoğu, “otoferlin” proteinini üreten OTOF genindeki hatalardan kaynaklanıyor. Bu protein, iç kulaktaki tüy hücrelerinin titreşimleri beyne sinyal olarak iletmesi için gereken köprüyü kurar. Mevcut teknoloji olan koklear implantlar sesleri iletse de, mekanik bir tını sundukları için müziğin ruhunu veya sesin doğal tonunu tam yansıtamıyor. Yeni gen terapisi ise sorunu kökten hallediyor. Zararsız virüsler vasıtasıyla OTOF geninin sağlıklı kopyaları iç kulağa taşınıyor ve hücreler kendi görevlerini doğal yoldan yapmaya başlıyor.
Araştırma sırasında, 18 yaş altındaki çocukların yetişkinlere kıyasla daha hızlı iyileştiği gözlemlendi. Uzmanlar, işitme kaybı süresi uzadıkça dış tüy hücrelerinin zayıfladığını, bu yüzden erken müdahalenin önemli olduğunu vurguluyor.
Tedavi sadece duymayı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda konuşma yetisini de tetikliyor. Örneğin, hayatı boyunca sessiz kalan 11 yaşındaki bir kız çocuğunun tedavi sonrası kelimeleri telaffuz etmeye başlaması, bu yöntemin sosyal hayatı nasıl değiştirdiğini gösterdi.
Gelecekte bu yöntemin, mevcut işitme cihazlarının ve implantların yerini alabileceği öngörülüyor. Gen terapisi sayesinde insanlar gürültülü ortamlarda sesleri daha rahat seçebiliyor ve müziği yapaylıktan uzak, doğal haliyle algılayabiliyor. Henüz onay süreçleri devam etse de, ulaşılan bu başarı diğer genetik işitme kayıpları için de kapıyı araladı. Sevdiklerinin sesini ilk kez duyan ya da bir melodinin notalarını keşfeden bireyler için artık tamamen yeni bir hayat başlıyor olabilir.